öz yağlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öz yağlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

GÜL üzerine bildiklerimiz, bilmediklerimiz...



Ruhsal aydınlanmanın sembolü, Kalp Çakrası, Venüs Gezegeni , Hastalıkların Tedavisinde, Güzellik Bakım ve GÜL

GÜL KOKUSU, Kozmik âlemi, açılan âlemi temsil ediyor. Nebulalar gibi... Rengi de öyle. Sufilikte kalp gözünün, iç gözün açılmasını temsil ediyor. Kalb gibi, âlemler gibi yaprakları kat kat. Gül nasıl açılıyor? Bir merkez etrafında spiral bir oluşum gösteriyor. Bize, merkeze gelmeyi, vahdete gelmeyi gösteriyor. Aroma terapisinde gül kokusu, beyindeki nöron ağlarının güçlendirilmesinde kullanılıyor. Onun için, manevî konuda ilhamlara ve onun yaratımına, maddî âleme taşımaya çalışıyorsan, gül yağını üçüncü gözüne ve burun deliklerine sür, ama saf gül yağı olsun.

Merkezî, dairesel bir yapılanma gösteren gül, her şeyden önce, merkeze ulaşılmış olmayı simgeler.
Merkez, Dış çalışmayla değil, ancak uzun bir 'iç çalışma' (duygularını, düşüncelerini, imajinasyonunu, niyetlerini denetleyebilme vs.) sayesinde edinilebilen bir şuur halini, yani nefsaniyetini yenmiş, kendini her bakımdan denetleyebilen, aydınlanmış, uyanmış insanın şuurunu, kısaca, spirituel aydınlanmayı, varlığın "spirituel tesir "i kendi başına çekip aktarabilecek duruma gelmesini ve bu duruma erişen varlığı simgeler.
Gül hem zaman, hem ebediyet’tir; hem yaşam hem de ölümdür, hem doğurganlık hem de bekarettir.
Gül mükemmelliktir, tamamlanmanın, yaşamın gizeminin, hayatın kalp merkezinin, bilinmeyenin sembolü olup güzellik, zerafet, mutluluk sembolüdür.
Dişil tanrıçaların çiçeği olarak gül; sevginin, hayatın, yaratılışın, doğurganlığın ve insandaki dişil gücün sembolüdür.

Gül, Sufilik’te ruhsal aydınlanmanın ve kalp gözünün açılmasının sembolüdür.

Anne Marie Schimmel’e göre gül, İlahi Cemal’in yüce tecellisi veya maşukun (sevgilinin) yanağının simgesi ve bülbül de can kuşudur. Gül-bülbül ise güller çiçek açtığında dokunaklı bir şekilde ötmeye başlayan kederli bülbülü; özlem çeken ruhu sembolize eder. Başka bir deyişle gül ve bülbül simgeleriyle hissedilen mistik, tasavvufi bir aşk tarif edilmeye çalışılmıştır.
İslam sembolizminde gül peygamberin kanını temsil ederken, Hz. Muhammed’in vahiylerini aldığı zamanlar ortalığın gül koktuğu rivayet edilir.

Bir hadiste “Kırmızı gül Allah’ın Muhabbeti’nden bir parçadır” denilmektedir.

Gülün Sufi literatüründe yer almasının nedeni İlahi Sevgi’yi kucaklayarak yaratılan ve bu yol için bir gerçeği teşkil eden Birlik düşüncesinin gerçekliğini mükemmelen ifade edebilmesi, bunu mümkün gösterebilmesidir.
Gül renklerinin özellikleri neler?
Kırmızı gül; eril enerji olan güneşle, tutku, yaratıcılık, hazlar ile; beyaz gül; ayla sembolize eden dişi enerji ile, masumiyetle örtüşür. Tüm renkleri içinde barındıran siyah gül, egomuzu yenmiş olmayı, sembolik olarak cennetin 7. katını, hakikatin rengini ve aydınlanmış olmayı temsil eder.

Mistik Gül’ün taç yaprakların rengi ve sayısı sembolizmde önemli bir yer tutar; sarı gül “kelime”yi, kırmızı gül “ilahi bilgi”yi, beyaz gül “yol”u, Siyah gül ise “gerçeği” temsil eder.

………………

Mistik merkez, kalp GÜL sembolüyle ilişkilendirilen sembolleridir. Bu sembolleme, insanların KALP ÇAKRASI’nın varlığını ve işlevini bilmeleri ile ilişkilidir.

Aslında Kalp ile vurgulanan da hep Kalp Çakrası ve bu çakranın işlevidir. 
Akıl ve idrak yeteneklerinin merkezi olarak kabul edilen Kalp Çakrası, semavi kalbe bağlayan spiritüel bir güç ve kapsama sahip olarak görüldüğünden ruhsal enerjinin bize sağladığı büyük sezgi gücünün de merkezi konumundadır.

Büyümeyi ve ilerlemeyi hızlandıran bir özelliğe sahip olan Yeşil renk enerjisinin emildiği Kalp Çakrasının Aromaterapide ilişkilendiği KOKU da GÜL’dür. 
Gül yağı, Kalp enerjisini uyarır ve kalp çakrasını açar. 
Tüm çakraların enerjetik beden –aura üzerinde yansımaları vardır. Doğal kokularla enerjetik beden - aura üzerinde etki yaratabilir, uygun yağların kokularıyla kendinize destekçi olabilirsiniz.
Öz yağda denilen bu kokulu yağlar, bitkilerin kendi özünü içerir, limbik sistemi etkiler ve deri tarafından emilirler. 

Kadim dönem medeniyetleri, medikal uygulamalardan kutsal alanların kokulandırılmasına, güzellik uygulamalarından duygusal durum düzenlemeye kadar bir çok konuda öz yağları kullanmıştır. 

………………..

Dişil arketiplerin söz konusu olduğu VENÜS gezegeninin yönettiği, Kalp çakrasının sağlıklı ve dengeli bir enerji ile çalışmasını Venüs Enerjisi sağlar.

Venüs enerjisi, kendini ve başkalarını sevme, şefkat duyma duygusunu yayarken, yüksek benliğimizle ve daha yüksek doğamızla bağlantı kurma noktasıdır.

Kalp çakrası vasıtası ile daha derin varlığımızla gerçekliğe ve içsel amacımıza dokunmayı öğreniriz.

Kalp çakra bize kendimizi sevmemiz gerektiğini öğretir. Eğer biz kendimizi sevmiyorsak başkalarının bizi sevmesini bekleyemeyiz. 

Dışarıya yaydığımız bize geri dönecektir. Ancak kendimizi sevip takdir edersek, aynı şekilde bizi destekleyip, sevecek ve takdir edecek olayları ve insanları çekebiliriz.
Eğer kendimize karşı sevgimiz yoksa bu sefer başkalarından bunu talep eder, boşluklarımızı doldurmalarını isteriz. Kendimizi sevdiğimizde ise, sevgi bizden diğerlerine akar ve çevremize böyle insanları çekeriz.

………………..

14. yy’dan itibaren tıp kitaplarında geçen gülün ;

- Hastalıkların tedavisi için ilaç olarak tıp alanında

- Güzel kokusu ile aromaterapide ,

- Güzellik reçetelerinde yer alarak kozmetik alanında

kullanıldığını görüyoruz.
Osmanlı tıbbında gül “soğutucu” etkisi esas alınarak tedavide kullanılmıştır. Gül, “birinci derecede soğuk” ve “üçüncü derecede kuru” nitelikleriyle, ilaç yapımında kullanılmıştır.

Göz hastalıklarını tedavi konusunda, tıp kitaplarında en başta gelen reçeteler; gözler, göz altları, göz kapağı ve çevresindeki şişlikler için kuru gül ile hazırlanan ilaçlardır.

Göz etrafındaki şişlikler ve ağrılar için; Bir tutam kuru gül kahve cezvesi içinde yeterince su ile haşlanır, soğutulur. Ilık halde iken bir bezle veya gül yaprakları ile beraber göz kapaklarına pansuman yapılır.  

Gülle hazırlanan ilaçların içinde en çok kullanılanı GÜL SUYUdur.

İbni Sina gül suyunun serinletici etkisinden dolayı baştaki hastalıklarda ve beyinde, çeşitli nedenlerden doğan ateşli hastalıklar için çok etkili olduğunu yazar. 
Gül suyunun kaynatılarak buharına başın tutulması sarhoşluğu ve baş ağrısını geçirdiği geleneksel tıp kitaplarında yer almaktadır.
GÜL YAĞInın çok faydalı bir ilaç olduğu eski tıpta tekrar edilen bilgilerdendir. Cilt hastalıklarında, baş ağrılarında, beyni güçlendirici olarak, vücuttaki ağrı ve sızılarda özellikle tavsiye edilir.
İbni Sina ikinci kitabının yağlar bölümünde gül yağının faydasını; “Gül yağı beynin iltihaplanmasına başlangıcında ve sonrasında etkilidir, beynin gücünü çoğaltır ve anlayış gücünü artırır, belleği güçlendirir” demektedir. 
GÜL SİRKESİ, eski tıpta ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak kullanılan kıymetli bir ilaçtı. Küçük çocukların yüksek ateşini düşürmek için gül sirkesi vücudu silmek etkili bir doğal ilaçtır. 
Gül sirkesinin cilde faydaları;

Cam bir tonik şişesi edinin. Cam şişenin yarısına maden suyu doldurun. Şişenin kalanını da gül sirkesi ile doldurun. Bu doğal cilt toniğini her gün yüzünüze uygulayın. Yüzünüzdeki farkı kısa sürede aynada göreceksiniz. Gül sirkesi, cildi besler. Parlatır. Güneş lekelerinin, çillerin ve sivilce izlerinin geçmesini sağlar. Gül sirkesi, cildi nemlendirir. Gözenekleri sıkılaştırır. Yüzünüze gerginlik ve berraklık katar.

Zayıflamak için gül sirkesinden faydalanın;

Doğal gül sirkesini her sabah içerek zayıflayabilirsiniz. Her sabah uyanır uyanmaz 1 su bardağı suya 1 yemek kaşığı gül sirkesi koyun. Aç karnına için. Bu işlemi her sabah tekrarlayın. Gül sirkesi metabolizma hızınızı yükseltecek. Vücudunuzun yağ yakım hızı artacak. Böylece eğer diyet yapıyorsanız kısa sürede diyetin faydalarını görebileceksiniz. Daha kolay ve hızlı zayıflama gül sirkesi ile mümkün. 
Gül sirkesi gargara yapmak için, göze damlatmak için ve dahilen günde 3-4 defa 1 tatlı kaşığı alınarak kullanılabilir.

Tamamlayıcı tıbbın önemli bir parçası olan aromaterapide gül özel bir yere sahiptir.

Gül yağının içinde bulunan feniletanol rahatlatıcı, uyku verici etkiye sahiptir.
Rahatlatıcı etkisi depresyon tedavisinde destekleyici olarak kullanılır. Ruhsal sıkıntı kaynaklı ağrılarda, üzüntü, teselli gerektiren gerilimlerde etkilidir. Doğum sırasında psikolojik etkisi ile doğumun kolay geçmesini sağlar.
Gül yağı alerjiye neden olmayan, doğrudan cilde sürülebilen nadir uçucu yağlardandır.
Aromaterapistler gül yağını kuvvetli bir mikrop giderici olması sebebiyle, her türlü kuru ve problemli ciltler, alerjik ciltler, egzema, yeni doku oluşumu ile yaraların kapanması durumlarında tavsiye ediyorlar. 
Gül yağı ayrıca mide ve karaciğer problemlerinde temizleyici, iltihap giderici, spazm çözücü, kalp ve ince bağırsak fonksiyonlarını düzenleyicidir. Adet düzensizliklerinde kullanılır.

……………….

Gülün, Grekçe “kosmetikos” sözcüğünden türeyen “kozmetik” alanında kullanılmasına dair ilk ipuçlarını I. yy.’da yaşayan Galen’in “Lokal kullanılan reçeteler” isimli kitabında görüyoruz.
Temizleyici olarak kaliteli bir gül suyu hiçbir güzellik ürünü ile kıyas edilemez! 
Makyaj temizlemek için en doğal, en zararsız, üstelik en faydalı ürün gül suyudur. Hafif makyajda gül suyu yüzü tamamen temizler. Yoğun makyaj temizliğinde ise, gül suyu gliserin ile takviye edilir. Yarım su bardağı gül suyuna bir büyük yemek kaşığı gliserin ilave edin ve çalkalayın. Mükemmel bir yüz temizleyiciniz hazır. Cildinize dost, üstelik onarıcı ve gençleştirici. 
Yüz temizliğinden sonra tonik kullanma alışkanlığınız varsa gül suyu harika bir toniktir. Çünkü içeriğindeki maddeler cildi toparlar, gerginleştirir, temizleyici ve antiseptiktir.
Gül suyu tonik yeterli gelmezse, yeşil çay gül suyu karışımı tonik kullanabilirsiniz. Büzücü etkisi, antioksidan ve faydalı maddeler içerir.
Tarif; 1 yemek kaşığı yeşil çayı 1 çay bardağı su ile hafifçe haşlayın. Demlenmeye bırakın, soğuyunca süzün. Bir kahve fincanı yeşil çay üzerine bir çay bardağı gülsuyu koyup çalkalayın, eğer hafif serinlik etkisi tercih ederseniz karışıma 1 tatlı kaşığı alkol ekleyebilirsiniz.
Gül yağı kırışık giderici özelliği, cildi parlatması sebebiyle, tarihin her döneminde “güzellik iksiri” olarak tabir edilmiş. 
Gülden yapılan güzellik kremini ilk kez, I. Yy’da yaşayan ünlü hekim Galen Roma sarayının güzel hanımları için hazırlamış ve beyaz renkli deriyi yumuşatan kremleri tanıyan hanımlar bir daha bundan vazgeçememişler.

Gül kremi özellikle havası kuru veya güneşli beldelerde yaşayan, deniz, kum deryasına dalan hanımlar için idealdir. Egzos gazlarıyla dolu büyük şehirlerin, modern iş kadınları için ise vazgeçilmezdir. Sabahları yüzünüze ince bir tabaka sürün ve makyaj hünerinizi onun üzerinde gösterin.

Ayrıca gül kreminden önce, yüzünüzü yıkamak için gül sabununu deneyin. 

Bu bölüm, Prof. Dr. Ayten Altıntaş – Gül ilaçların en güzeli kitabından derleme..



……………

GÜL üzerine bütün ürünlerimize linki tıklayarak ulaşabilirsiniz; 

www.purneva.com

31 Ocak 2014 Cuma

Aromaterapi Nedir?







 Aromaterapi Nedir?

Aromaterapi, bitkisel aroma yağları ile tedavi uygulama yöntemidir. Aromaterapide kullanılan yağlar, bitkilerin kök, çiçek, yaprak vb. bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardır. Eski bir tedavi yöntemidir. Hindistan ve Çin uygarlıklarından köken almıştır. Mısırlılar ise mumyalamada ve ayinlerde aroma yağlarını kullanmışlardır. Aromaterapi daha sonra Mısır’dan Yunan uygarlığına geçmiş, oradan da bütün dünyaya yayılmıştır.

Eski zamanlarda Aromaterapi, koruyucu hekimlik amacıyla kullanılıyordu; ama dünyada ilaç sanayi başlayınca ve hazır, ucuz ilaç elde edilince zahmetli olan bu işlemden zamanla vazgeçilmiş, Aromaterapi gündemden kaybolmuştur.

Yağ lambası

Yüzyılımızın başlarında Fransız Kimyager Doktor Gattefosse, laboratuarında yaptığı bir deney esnasında kaza ile elini yakmış (gaz lambası ile), o sırada elinde bulunan Şişeden dökülen lavanta yağının elini süratle iyileştirdiğini fark etmiştir. Daha sonra yaptığı araştırmalar sonucunda yağların, güçlü antiseptik, mikrop öldürücü, iyileştirici, hızlı hücre yenileyici etkilerinin olduğunu saptamıştır. Ayrıca yaptığı farklı çalışmalar sonrasında aroma yağlarının kan dolaşımı yardımı ile lenf sistemine ulaştığını ve hücre arası sıvı (extra cellular fluid) yolu ile iyileştirdiğini kanıtlamıştır.


Diğer bir Fransız, Dr. Jean Valnet ve Madam Maury’da bu konuda iyi araştırma yapan uzmanlar arasındadır. Dr. Jean Valnet, ikinci Dünya Savaşı’nda Aromaterapiyi, yaraları tedavi etmek ve çabuk iyileştirmek için kullanmıştır. Bir biyokimyacı olan Madam Maury ise konuyu, kozmetik ve gençleşme tedavilerine kadar yaygınlaştırmıştır. Günümüzde Avrupa’da, özellikle İngiltere ve Fransa’da popülerlik kazanan bu yöntem, zamanla tüm dünyada bir yaşam biçimi haline gelmiştir.

Çampisaj

Çampisaj, önemli ve oldukça basit bir yöntemdir. Aromaterapik yağlar vasıtasıyla yapıldığı gibi istenirse çok faklı Şekillerde de kolaylıkla uygulanabilir. Kafatasında bulunan marma noktası da denilen noktalara ve boyun bölgesine bitkisel yağlarla ya da kuru kuruya yapılan masaj yöntemi olup bedenin birçok organını ve bölgesini olumlu etkileyen bir uygulamadır. Hindistan’da yapılan geleneksel bir tedavi yöntemi olup aslında her insanın kendisine rahatlıkla uygulayabileceği bir alışkanlık haline de gelebilir.

İnsanın kendisine uygulattığında bedenen ve ruhsal olarak fayda göreceği bir yöntemdir. Aroma lambası gergin durumlarda insana ciddi faydalan vardır. Ilık suyla duş almanın yanında saçlı kafatası derisinin köpüklendirilmesi sırasında başın birçok bölgesine fazla basınç uygulamadan hafifçe masaj yapılarak bu bölgenin tüm damar dolaşımının rahatlatılması kısa sürede belirgin bir iyileşme hissinin meydana gelmesini sağlar. Hormon salgılama merkezleri ve bedenin çok önemli enerji alanları buradadır. Burada düzelen dolaşım, doğrudan tüm bedeni zihinsel ve ruhsal bakımdan rahatlatır.

Çampisaj, oturularak yapılan ve 40 dakika süren bir masajdır. Yağ lambası Hindistan cevizi, zerdali çekirdeği, tatlı badem ve susam yağı ile kişinin ihtiyacına göre belirlenen aromatik Öz yağların karışımıyla üst bedene; özellikle kafa bölgesine uygulanır.

Uygulandığı Hastalıklar

Sırttaki nodüller, kronik boyun tutulması, baş ağrısı ve migren, saç ile ilgili sorunlar (dökülme, kepek vb.), yüzdeki ağrılar (göz, sinüs, çene vb.), toksin birikimi, zihinsel sıkıntılar, stres kaynaklı sıkıntılar (depresif ruh hali, anksiyete, huzursuzluk, gerginlik, endişe, uykusuzluk)

Şakralar ve Çampisaj

Şakralar,  bedeni yaşamsal enerji ile besleyen “enerji çemberleri” olarak tanımlanabilir. Fiziksel, zihinsel ve ruhsal denge için bu enerji merkezlerinin aktif olarak çalışması gerekir ancak çocukluğumuzdan itibaren bu merkezleri kullanmasını bilmediğimiz için zamanla bloke olurlar. Belli tekniklerle şakralar beslenerek, bedendeki enerji akışına destek olunabilir.
Çampisajda şakraları dengelemek için uygulanan bazı teknikler kişinin enerji akışına destek olarak fiziksel ve zihinsel rahatlık sağlayabilir. Şakralarla birlikte bazı aromatik özyağlar çampisajda kullanılır. Şakralar, temsil ettiği organlar ve kullanılan aromatik özyağların tablosu aşağıdaki hazırlanmıştır.


Şakralar
Temsil   Ettiği Organ
Aromatik   Öz Yağlar
1.Kök   Şakra
Kemik,   kan, sert dokular, anüs,
Sedir,  Sandal,   Vetiver, Selvi,  Ardıç
2.Sakrum   Şakra
Pelvis   bölgesi, üreme organları, bağırsaklar, böbrek, mesane, tüm sıvılar, lenf, kan
Yasemin,   Itır, Tefarik, Anason, Zencefil
3. Solar   Pleksus Şakra
Karın   boşluğu sindirim sistemi, karın, karaciğer, dalak, safra kesesi
Kara   Biber, Kakule,Rezene,  Kişniş, Portakal, Melekotu, Melisa
4. Kalp   Şakra
Kalp,   göğüs kafesi, akciğerler, kan, deri, kan dolaşım sistemi
Gül,  Lavanta,  Bergamut,   Portakal Çiçeği, Palmarosa, Gül Ağacı
5. Boğaz   Şakra
Bronşlar,   yemek borusu, ses telleri, boğaz, ense, çene
Adaçayı,   Papatya, Okaliptüs, Biberiye, Çam, Mandalina
6. Üçüncü   Göz Şakra
Beyincik,   kulaklar, burun, sinüsler, gözler, sinir sistemi, yüz
Sandal,   Limon, Kakule, Tarçın Civanperçemi
7. Taç   Şakra
Beyin
Sedir,   Günlük, Mür, Fesleğen

Aromatik Özyağlar ve Çampisaj

Aromatik özyağların bedene masaj yoluyla uygulanmasının faydaları saymakla bitmez. Çampisajda kullanılan bazı aromatik yağlar ve etkileri aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.



Sağlanan   Etki     
Özyağlar
Enerji   veren   
Biberiye –   Defne – Çam
Harekete   geçiren
Limon –   Greyfurt – Ardıç
Dengeleyen   
Kakule –   Kişniş – Adaçayı
Sakinleştiren 
Lavanta –   Kır Papatyası – Itır  
Yavaşlatan     
Portakal   çiçeği – Ylang Ylang
Zihinsel   dinginlik veren        
Günlük –   Mür – Sandal – Tefarik




 www.purneva.com

29 Ocak 2014 Çarşamba

Aromaterapide Uçucu Yağların Tarihçesi






Eski Yunanca`da eterik, "Gökyüzünün sonsuzluğu" anlamını ifade eder. Ortaçağ'da Simyacılar eterik yağa, dünyada var olduğu kabul edilen dört element yanında beşinci element anlamında "Quinta Essentia" adını vermişlerdir. Uçucu yağlar (eterik yağlar), tarihsel süreç içerisinde daima bitkilerin "esansiyel" kısımları olarak kabul görmüş ve "yaşam gücü, enerjisi ve ruhu" anlamında kısaca "esans" olarak da adlandırılmıştır. Koku (esans) kültürünün dünyada mevcut yazılı belgelere dayanarak tarihçesi incelendiğinde, 5000 yıl kadar geriye gitmemiz gerekir. En eski distilasyon cihazı ise İ.Ö.3000 yılına aittir.

Tarihte uçucu yağların kullanımı bir sosyal statüyü temsil ederdi. Başta krallar, din adamları ve soylular ayrıcalıklı olarak uçucu yağları kullanan kesimdi. Bilinen en eski uçucu yağlar, Hindistan Günlük ağacı (Boswellia sacra) ve Myrrhe (Balsammodendron africanum) balzamları ve onların uçucu yağlarıdır. Romalıların yaşamında uçucu yağların önemli bir yeri vardı, en fazla kullanılan uçucu yağ ise gül yağı idi. Belirli çeşmelerden, misafir ağırlamaları sırasında gül suyu akıtılması devlet seramonilerinde çok kullanılmıştı. Roma imparatorları, gül yağı damlatılmış yer yastıkları üzerinde oturur, bazı tatlılarda gül suyu kullanılırdı. Romalılar uçucu yağları Doğu ülkelerinden getirirlerdi.

Gül yağı ve gül suyu üretimi ile kullanımı hakkındaki bilgiler yanında en iyi kalitede gül suyunun distilasyonla elde edildiği, İbni Haldun`un kitaplarında yer almıştır.

10. yy`da İbn-i Sina gül suyu ve gül yağını tedavi amaçlı kullanmıştır. Katip Çelebi, gül yetiştiriciliğinin yaygın olarak Anadolu'nun kuzeybatısında, Edirne civarında yapıldığını, gül suyu üretildiğini anlatmakta ve İstanbul`da 17. yüzyıl ortalarında gül suyu satan üç yüze yakın dükkan olduğundan bahsetmektedir. Alman tarihinde ise yaklaşık 8. yy uçucu yağ taşıyan bitkilerin yetiştirilmeleri konusunda özel bir kanun çıkarılmış, özellikle manastır bahçelerinde Rezene, İris, Fesleğen gibi aromatik bitkiler yaygın bir biçimde yetiştirilmiştir. Napolyon, Kuzey Afrika seferlerini düzenlerken, bulaşıcı hastalıklardan ordusunu koruması için her askerin beraberinde Fesleğen (Ocimum basilicum) uçucu yağı bulundurmasını zorunlu kılmıştır. 

19. yy Aromaterapi`nin ilk temelleri kimyacı Gattfosse tarafından atılmış, 1. dünya savaşı yıllarında onun öğrencisi Dr. Valnet ilk modern aromaterapi kitabını yayınlamıştır.*


Uçucu yağların Bitkilerde Biriktiği Kısımlar:

Uçucu yağlar, bitkilerde salgı tüylerinde ve salgı ceplerinde çok küçük damlacıklar halinde birikir.

Uçucu yağların Bulunduğu Organlar:
  • Çiçek (Örn: Gül, Yasemin)
  • Meyva (Örn: Rezene, Havuç, Anason)
  • Kabuk ( Örn: Narenciye (Citrus) meyvaları)
  • Yaprak ( Örn: Defne, Itır)
  • Rizom (Örn: Zencefil (Zingiber),İris)
  • Reçine (Örn: Çam, Styrax (Sığıla veya Günlük)
  • Odun (Örn: Sedir (Cedrus)

22 Ocak 2014 Çarşamba

Antiseptik Yağlar Enfeksiyon ve Mikroplara Geçit Vermiyor


ÇAY AĞACI, LİMON, LAVANTA VE SARDUNYA YAĞLARI İLE MİKROPLARA SAVAŞ AÇIN…


Antiseptik özellikli yağlar sizleri enfeksiyonlara, bakterilere ve mikroplara karşı koruyarak, adeta sağlığınız için bir kalkan görevi üstleniyor. Keşfedeceğiniz bu yağlar ile doğal yollardan sağlıklı kalmanın hem ekonomisini yaşayın hem de keyfini çıkarın. 

Uzun zamandır yapılan araştırmaların da kanıtladığı gibi bazı bitkisel yağların anti bakteriyel özellikleri bulunuyor. Fransız bilim insanı Dr. Paul Belaiche’nin uyguladığı ve tüm dünyada bilinen bir test olan aromatogram isimli test de yağların etkisinin bir kanıtı olarak kabul ediliyor. Aromaterapide kullanılan bu testte, kişiden alınan mikroplar laboratuarlarda kültürler halinde yetiştiriliyor. Sonrasında hangi mikrobun büyümesini en iyi şekilde engellediği test ediliyor. 

Aromaterapik olan bu yağlar çoğunlukla enfeksiyon hastalarında, soğuk algınlığında ve sindirim şikayetlerinde uygulanıyor. Yine Dr. Belaiche’nin yaptığı araştırmalarda hangi yağ kombinasyonlarının enfeksiyonlar üzerinde etkili olduğu da araştırıldı. Yapılan birçok araştırmada da kekik yağında bulunan karvakrol molekülünün çok güçlü antimikrobiyal etkisi olduğu saptandı. Bitkilerden elde edilen yağlarda bakteri, virüs ve mantarlara karşı oldukça etkili olan maddeler olduğu görüldü. İşte antiseptik özellikli yağlar.



ÇAY AĞACI
Çay ağacı; Avustralya’nın kuzeydoğusunda yetişen bir bitki. Tüm dünyada bu yağın antiseptik özelliğinin çok güçlü olduğu kabul ediliyor. Çay ağacının yaprakları yüzyıllar boyunca yaraların iyileştirilmesinde ve deri enfeksiyonlarının tedavisinde kullanıldı. 48’den fazla bileşen içeren bu bitki, özellikle akne tedavisi için kullanılan maddelerin içeriğinde bulunan benzoyl peroksid’e eşdeğer kabul ediliyor. Cilt enfeksiyonları ve akne dışında ayaktaki mantarın tedavisi için de bu yağ kullanılabiliyor. Ancak uçuk, burun akıntısı, boğaz ağrısı gibi solunum yolu enfeksiyonlarında da tercih ediliyor.


SARDUNYA YAĞI
Sardunya(ıtır yağı) aromaterapide özellikle cilt için kullanılıyor. Cildi kurutmuyor ve antiseptik özellik taşıyor. İltihap üzerinde etkili olması nedeniyle akne, dermatit, egzama, kuru cilt ve cilt çatlakları için kullanılıyor. En önemli özelliği ise hastanede, bakım evleri ve diyaliz merkezleri gibi sağlık kuruluşlarında bulunan kişilerde görülen MSA enfeksiyonunun tedavisinde klinik olarak kullanılması. Yağ kullanırken hassas ciltlerde sorun yaratabileceği göz ardı edilmemeli.




                                                                                    LİMON YAĞI
Limon yağı, ev temizliğinde bakteriler üzerinde etkili olmasının yanı sıra sağlık açısından da önemli bir antiseptik olarak biliniyor. Kapıları, camları ve dolap üzerlerini bu yağla silmek bakterilerden korunmaya yardımcı oluyor. Limon yağının boğaz ağrıları, aknede ve dişeti hastalıklarında ya da iltihapların tedavisinde antiseptik, mikrop ve bakteri öldürücü etkisi bulunuyor. Bronşit, nezle, soğuk algınlığı ve gripten kurtulmaya yardım ediyor. Siğilleri ve uçuk kabarcıklarını yok ediyor.




LAVANTA YAĞI
Özellikle kokusuyla herkes tarafından bilinen bir yağ. Antiseptik özelliğe sahip olan bu yağ, hafif yanıklarda, kesiklerde ve böcek ısırıklarında etkili oluyor. Soğuk etkisi veren yağ, ağrıları alma konusunda oldukça başarılı. Güneş yanıklarına da iyi geliyor. Çatlayan dudaklara, uçuğu da sürülen lavanta yağının klinik aromaterapi araştırmalarında ortaya çıkan en önemli etkisi ise uykusuzluğa çare olması. Yapılan araştırma sonuçlarına göre yastığa damlatılan bir damla lavanta yağı uyku haplarından daha etkili oluyor.



Kaynak: Formsante 

www.purneva.com