beden ve ruh sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beden ve ruh sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

GÜL üzerine bildiklerimiz, bilmediklerimiz...



Ruhsal aydınlanmanın sembolü, Kalp Çakrası, Venüs Gezegeni , Hastalıkların Tedavisinde, Güzellik Bakım ve GÜL

GÜL KOKUSU, Kozmik âlemi, açılan âlemi temsil ediyor. Nebulalar gibi... Rengi de öyle. Sufilikte kalp gözünün, iç gözün açılmasını temsil ediyor. Kalb gibi, âlemler gibi yaprakları kat kat. Gül nasıl açılıyor? Bir merkez etrafında spiral bir oluşum gösteriyor. Bize, merkeze gelmeyi, vahdete gelmeyi gösteriyor. Aroma terapisinde gül kokusu, beyindeki nöron ağlarının güçlendirilmesinde kullanılıyor. Onun için, manevî konuda ilhamlara ve onun yaratımına, maddî âleme taşımaya çalışıyorsan, gül yağını üçüncü gözüne ve burun deliklerine sür, ama saf gül yağı olsun.

Merkezî, dairesel bir yapılanma gösteren gül, her şeyden önce, merkeze ulaşılmış olmayı simgeler.
Merkez, Dış çalışmayla değil, ancak uzun bir 'iç çalışma' (duygularını, düşüncelerini, imajinasyonunu, niyetlerini denetleyebilme vs.) sayesinde edinilebilen bir şuur halini, yani nefsaniyetini yenmiş, kendini her bakımdan denetleyebilen, aydınlanmış, uyanmış insanın şuurunu, kısaca, spirituel aydınlanmayı, varlığın "spirituel tesir "i kendi başına çekip aktarabilecek duruma gelmesini ve bu duruma erişen varlığı simgeler.
Gül hem zaman, hem ebediyet’tir; hem yaşam hem de ölümdür, hem doğurganlık hem de bekarettir.
Gül mükemmelliktir, tamamlanmanın, yaşamın gizeminin, hayatın kalp merkezinin, bilinmeyenin sembolü olup güzellik, zerafet, mutluluk sembolüdür.
Dişil tanrıçaların çiçeği olarak gül; sevginin, hayatın, yaratılışın, doğurganlığın ve insandaki dişil gücün sembolüdür.

Gül, Sufilik’te ruhsal aydınlanmanın ve kalp gözünün açılmasının sembolüdür.

Anne Marie Schimmel’e göre gül, İlahi Cemal’in yüce tecellisi veya maşukun (sevgilinin) yanağının simgesi ve bülbül de can kuşudur. Gül-bülbül ise güller çiçek açtığında dokunaklı bir şekilde ötmeye başlayan kederli bülbülü; özlem çeken ruhu sembolize eder. Başka bir deyişle gül ve bülbül simgeleriyle hissedilen mistik, tasavvufi bir aşk tarif edilmeye çalışılmıştır.
İslam sembolizminde gül peygamberin kanını temsil ederken, Hz. Muhammed’in vahiylerini aldığı zamanlar ortalığın gül koktuğu rivayet edilir.

Bir hadiste “Kırmızı gül Allah’ın Muhabbeti’nden bir parçadır” denilmektedir.

Gülün Sufi literatüründe yer almasının nedeni İlahi Sevgi’yi kucaklayarak yaratılan ve bu yol için bir gerçeği teşkil eden Birlik düşüncesinin gerçekliğini mükemmelen ifade edebilmesi, bunu mümkün gösterebilmesidir.
Gül renklerinin özellikleri neler?
Kırmızı gül; eril enerji olan güneşle, tutku, yaratıcılık, hazlar ile; beyaz gül; ayla sembolize eden dişi enerji ile, masumiyetle örtüşür. Tüm renkleri içinde barındıran siyah gül, egomuzu yenmiş olmayı, sembolik olarak cennetin 7. katını, hakikatin rengini ve aydınlanmış olmayı temsil eder.

Mistik Gül’ün taç yaprakların rengi ve sayısı sembolizmde önemli bir yer tutar; sarı gül “kelime”yi, kırmızı gül “ilahi bilgi”yi, beyaz gül “yol”u, Siyah gül ise “gerçeği” temsil eder.

………………

Mistik merkez, kalp GÜL sembolüyle ilişkilendirilen sembolleridir. Bu sembolleme, insanların KALP ÇAKRASI’nın varlığını ve işlevini bilmeleri ile ilişkilidir.

Aslında Kalp ile vurgulanan da hep Kalp Çakrası ve bu çakranın işlevidir. 
Akıl ve idrak yeteneklerinin merkezi olarak kabul edilen Kalp Çakrası, semavi kalbe bağlayan spiritüel bir güç ve kapsama sahip olarak görüldüğünden ruhsal enerjinin bize sağladığı büyük sezgi gücünün de merkezi konumundadır.

Büyümeyi ve ilerlemeyi hızlandıran bir özelliğe sahip olan Yeşil renk enerjisinin emildiği Kalp Çakrasının Aromaterapide ilişkilendiği KOKU da GÜL’dür. 
Gül yağı, Kalp enerjisini uyarır ve kalp çakrasını açar. 
Tüm çakraların enerjetik beden –aura üzerinde yansımaları vardır. Doğal kokularla enerjetik beden - aura üzerinde etki yaratabilir, uygun yağların kokularıyla kendinize destekçi olabilirsiniz.
Öz yağda denilen bu kokulu yağlar, bitkilerin kendi özünü içerir, limbik sistemi etkiler ve deri tarafından emilirler. 

Kadim dönem medeniyetleri, medikal uygulamalardan kutsal alanların kokulandırılmasına, güzellik uygulamalarından duygusal durum düzenlemeye kadar bir çok konuda öz yağları kullanmıştır. 

………………..

Dişil arketiplerin söz konusu olduğu VENÜS gezegeninin yönettiği, Kalp çakrasının sağlıklı ve dengeli bir enerji ile çalışmasını Venüs Enerjisi sağlar.

Venüs enerjisi, kendini ve başkalarını sevme, şefkat duyma duygusunu yayarken, yüksek benliğimizle ve daha yüksek doğamızla bağlantı kurma noktasıdır.

Kalp çakrası vasıtası ile daha derin varlığımızla gerçekliğe ve içsel amacımıza dokunmayı öğreniriz.

Kalp çakra bize kendimizi sevmemiz gerektiğini öğretir. Eğer biz kendimizi sevmiyorsak başkalarının bizi sevmesini bekleyemeyiz. 

Dışarıya yaydığımız bize geri dönecektir. Ancak kendimizi sevip takdir edersek, aynı şekilde bizi destekleyip, sevecek ve takdir edecek olayları ve insanları çekebiliriz.
Eğer kendimize karşı sevgimiz yoksa bu sefer başkalarından bunu talep eder, boşluklarımızı doldurmalarını isteriz. Kendimizi sevdiğimizde ise, sevgi bizden diğerlerine akar ve çevremize böyle insanları çekeriz.

………………..

14. yy’dan itibaren tıp kitaplarında geçen gülün ;

- Hastalıkların tedavisi için ilaç olarak tıp alanında

- Güzel kokusu ile aromaterapide ,

- Güzellik reçetelerinde yer alarak kozmetik alanında

kullanıldığını görüyoruz.
Osmanlı tıbbında gül “soğutucu” etkisi esas alınarak tedavide kullanılmıştır. Gül, “birinci derecede soğuk” ve “üçüncü derecede kuru” nitelikleriyle, ilaç yapımında kullanılmıştır.

Göz hastalıklarını tedavi konusunda, tıp kitaplarında en başta gelen reçeteler; gözler, göz altları, göz kapağı ve çevresindeki şişlikler için kuru gül ile hazırlanan ilaçlardır.

Göz etrafındaki şişlikler ve ağrılar için; Bir tutam kuru gül kahve cezvesi içinde yeterince su ile haşlanır, soğutulur. Ilık halde iken bir bezle veya gül yaprakları ile beraber göz kapaklarına pansuman yapılır.  

Gülle hazırlanan ilaçların içinde en çok kullanılanı GÜL SUYUdur.

İbni Sina gül suyunun serinletici etkisinden dolayı baştaki hastalıklarda ve beyinde, çeşitli nedenlerden doğan ateşli hastalıklar için çok etkili olduğunu yazar. 
Gül suyunun kaynatılarak buharına başın tutulması sarhoşluğu ve baş ağrısını geçirdiği geleneksel tıp kitaplarında yer almaktadır.
GÜL YAĞInın çok faydalı bir ilaç olduğu eski tıpta tekrar edilen bilgilerdendir. Cilt hastalıklarında, baş ağrılarında, beyni güçlendirici olarak, vücuttaki ağrı ve sızılarda özellikle tavsiye edilir.
İbni Sina ikinci kitabının yağlar bölümünde gül yağının faydasını; “Gül yağı beynin iltihaplanmasına başlangıcında ve sonrasında etkilidir, beynin gücünü çoğaltır ve anlayış gücünü artırır, belleği güçlendirir” demektedir. 
GÜL SİRKESİ, eski tıpta ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak kullanılan kıymetli bir ilaçtı. Küçük çocukların yüksek ateşini düşürmek için gül sirkesi vücudu silmek etkili bir doğal ilaçtır. 
Gül sirkesinin cilde faydaları;

Cam bir tonik şişesi edinin. Cam şişenin yarısına maden suyu doldurun. Şişenin kalanını da gül sirkesi ile doldurun. Bu doğal cilt toniğini her gün yüzünüze uygulayın. Yüzünüzdeki farkı kısa sürede aynada göreceksiniz. Gül sirkesi, cildi besler. Parlatır. Güneş lekelerinin, çillerin ve sivilce izlerinin geçmesini sağlar. Gül sirkesi, cildi nemlendirir. Gözenekleri sıkılaştırır. Yüzünüze gerginlik ve berraklık katar.

Zayıflamak için gül sirkesinden faydalanın;

Doğal gül sirkesini her sabah içerek zayıflayabilirsiniz. Her sabah uyanır uyanmaz 1 su bardağı suya 1 yemek kaşığı gül sirkesi koyun. Aç karnına için. Bu işlemi her sabah tekrarlayın. Gül sirkesi metabolizma hızınızı yükseltecek. Vücudunuzun yağ yakım hızı artacak. Böylece eğer diyet yapıyorsanız kısa sürede diyetin faydalarını görebileceksiniz. Daha kolay ve hızlı zayıflama gül sirkesi ile mümkün. 
Gül sirkesi gargara yapmak için, göze damlatmak için ve dahilen günde 3-4 defa 1 tatlı kaşığı alınarak kullanılabilir.

Tamamlayıcı tıbbın önemli bir parçası olan aromaterapide gül özel bir yere sahiptir.

Gül yağının içinde bulunan feniletanol rahatlatıcı, uyku verici etkiye sahiptir.
Rahatlatıcı etkisi depresyon tedavisinde destekleyici olarak kullanılır. Ruhsal sıkıntı kaynaklı ağrılarda, üzüntü, teselli gerektiren gerilimlerde etkilidir. Doğum sırasında psikolojik etkisi ile doğumun kolay geçmesini sağlar.
Gül yağı alerjiye neden olmayan, doğrudan cilde sürülebilen nadir uçucu yağlardandır.
Aromaterapistler gül yağını kuvvetli bir mikrop giderici olması sebebiyle, her türlü kuru ve problemli ciltler, alerjik ciltler, egzema, yeni doku oluşumu ile yaraların kapanması durumlarında tavsiye ediyorlar. 
Gül yağı ayrıca mide ve karaciğer problemlerinde temizleyici, iltihap giderici, spazm çözücü, kalp ve ince bağırsak fonksiyonlarını düzenleyicidir. Adet düzensizliklerinde kullanılır.

……………….

Gülün, Grekçe “kosmetikos” sözcüğünden türeyen “kozmetik” alanında kullanılmasına dair ilk ipuçlarını I. yy.’da yaşayan Galen’in “Lokal kullanılan reçeteler” isimli kitabında görüyoruz.
Temizleyici olarak kaliteli bir gül suyu hiçbir güzellik ürünü ile kıyas edilemez! 
Makyaj temizlemek için en doğal, en zararsız, üstelik en faydalı ürün gül suyudur. Hafif makyajda gül suyu yüzü tamamen temizler. Yoğun makyaj temizliğinde ise, gül suyu gliserin ile takviye edilir. Yarım su bardağı gül suyuna bir büyük yemek kaşığı gliserin ilave edin ve çalkalayın. Mükemmel bir yüz temizleyiciniz hazır. Cildinize dost, üstelik onarıcı ve gençleştirici. 
Yüz temizliğinden sonra tonik kullanma alışkanlığınız varsa gül suyu harika bir toniktir. Çünkü içeriğindeki maddeler cildi toparlar, gerginleştirir, temizleyici ve antiseptiktir.
Gül suyu tonik yeterli gelmezse, yeşil çay gül suyu karışımı tonik kullanabilirsiniz. Büzücü etkisi, antioksidan ve faydalı maddeler içerir.
Tarif; 1 yemek kaşığı yeşil çayı 1 çay bardağı su ile hafifçe haşlayın. Demlenmeye bırakın, soğuyunca süzün. Bir kahve fincanı yeşil çay üzerine bir çay bardağı gülsuyu koyup çalkalayın, eğer hafif serinlik etkisi tercih ederseniz karışıma 1 tatlı kaşığı alkol ekleyebilirsiniz.
Gül yağı kırışık giderici özelliği, cildi parlatması sebebiyle, tarihin her döneminde “güzellik iksiri” olarak tabir edilmiş. 
Gülden yapılan güzellik kremini ilk kez, I. Yy’da yaşayan ünlü hekim Galen Roma sarayının güzel hanımları için hazırlamış ve beyaz renkli deriyi yumuşatan kremleri tanıyan hanımlar bir daha bundan vazgeçememişler.

Gül kremi özellikle havası kuru veya güneşli beldelerde yaşayan, deniz, kum deryasına dalan hanımlar için idealdir. Egzos gazlarıyla dolu büyük şehirlerin, modern iş kadınları için ise vazgeçilmezdir. Sabahları yüzünüze ince bir tabaka sürün ve makyaj hünerinizi onun üzerinde gösterin.

Ayrıca gül kreminden önce, yüzünüzü yıkamak için gül sabununu deneyin. 

Bu bölüm, Prof. Dr. Ayten Altıntaş – Gül ilaçların en güzeli kitabından derleme..



……………

GÜL üzerine bütün ürünlerimize linki tıklayarak ulaşabilirsiniz; 

www.purneva.com

23 Ekim 2014 Perşembe

BEDEN VE RUH SAĞLIĞI KORUMA YOLLARI VE TAVSİYELER





BEDEN VE RUH SAĞLIĞI KORUMA YOLLARI VE TAVSİYELER – Ebu Zeyd Ahmed El - Belhi 



Ondördüncü Bölüm

SAĞLIĞIN TEKRAR KAZANILMASI

Kitabın başında beden sağlığıyla ilgilenmenin iki şekilde gerçekleşeceğini belirtmiştik. Bunlardan birisi insan eğer sağlıklıysa bu sağlıklı halinin korunması, ikincisi ise kişinin sağlığını kaybetmesi durumunda sağlığının yeniden kazandırılmasıdır.

Geçen bölümlerde sağlığı korumak için yapılan düzenlemelerden biçoğunu açıkladık. Sağlığın tekrar kazanılması ise tedavi sanatının içine girmektedir. Tedavi, tabibin işinin ana kısmı ve sanatının önemli bölümüdür. Bu kısmı, bedeninin sağlığıyla ilgilenen kimsenin tedavi konusunda yapılması gereken düzenlemelerin nasıl yapılacağını özet bir şekilde bulabileceği bir bölümle bitirmenin doğru olacağını düşündük.


Bedenin İyileşmesi İçin İhtiyaç Duyulan Tedavinin Miktarı

İnsan, bedenin sağlığını korumak için ne kadar çok çabalasa, sağlıklı kalmak için gerekli olan sebepleri ne kadar korusa da ya doğuştan gelen mizaç bozukluğu, ya yeme içme ve hayatın diğer ihtiyaçlarında yaptığı yanlışlardan ya da mizaçları değiştiren ve hastalıkları çoğaltan senenin mevsimlerinin tabiatından kaynaklanan rahatsızlıklar ve salgın hastalıklar gibi mevsimsel hastalıklara maruz kalması sebebiyle, bedenini sağlıklı halden hasta şekle sokan ve vücudun denge halini bozan rahatsızlıklardan kurtulamaz. Bunlar, kaçınılması mümkün olmayan soğuk ve sıcağın zararları ve dış etkenler sebebiyle oluşan rahatsızlıkların haricindeki hastalık nedenleridir.

Bu bahsettiğimiz yönlerden dolayı insan hastalıklara maruz kalır ve bu yüzden de tedaviye muhtaç hale gelir.


İlaçların İnsan Vücudundaki Etkileri, İnsanın Hangi İlaca Daha Çok İhtiyaç Duyduğu Ve Hangilerine İhtiyaç Duymadığı Hakkında

Bedenin tedaviye olan ihtiyacı açıkladığımız şekilde olmasına rağmen, ihtiyaç olmadığı sürece ilaçlarla ona yüklenmemek gerekir. Çünkü besinlerin tabiata benzeyen şeyler olmasından dolayı tabiat onlara meylederken, ilaçlar tabiatın zıddı olduğundan onları sevmez. İnsanın içine giren her ilaç; kuvvetli ishal eden ilaçların yaptığı etkilerde görüldüğü gibi, çekme ve kazıma/tahriş ile insanın gücünü kullanıldığı vakit hemen zayıflatır. Bu, insanın doğal gücünün bu ilaçları vücuttan atıp kendisinden uzaklaştırmak için çabalamasından dolayıdır. Çünkü tabiat ilaç kullanmaktan acı çeker ve kendisine benzeyen gıdayı kabul ettiği gibi ilacı kabul etmez. Dolayısıyla ilacın bedenden atılmasıyla vücudu ağır bir yükten kurtulmuş ve yorgunluktan istirahat etmiş bir şekilde görürüz. Bu yüzden eğer ilaç tekrar tekrar verilirse vücuda, sabun ve ona benzer elbise yıkamakta kullanılan şeylerin elbiselere yaptığı gibi etkiler yapar denilmektedir. Temizlik maddeleri ilk yıkamada elbisedeki kirleri arıtır, fakat ne zamanki tekrar tekrar yıkanarak elbiseye yüklenilirse onun parçalanması, yırtılması ve sağlamlığını kaybetmesini hızlandırır.

Bu yüzden çok şiddetli zaruret olmadıkça müshil ilaçlar almaktan kaçınmak gerekir. Çünkü müshil ilaçlar eğer bedende fazla hıtlar varsa onları çıkarır, bedeni temizler ve hafifletir, fakat fazla hılt olmadığı zamanlarda da vücuttaki doğal neme yönelir, onu vücuttan atar, azaltır ve hatta aşırı ishalle onu yok eder. Böyle bir durumda vücudun doğal gücü çözülür ve hastalıklar ortaya çıkar. Bu yüzden tıp sanatının öncüsü olan Hipokrat, “Sağlıklı vücutlara ilaç vermekte hayır yoktur” demiştir.

Tedaviye en çok ihtiyaç duyan kimseler güçlü ve sıkı bedenlere sahip olanlardır. Bunların bedenlerinin güçlü, sağlam ve gözeneklerinin ise kapalılığından dolayı buharların vücuttan çıkması kolay olmaz ve yapışkan hıltlar çoğalıp iç organlara dolar ve bu biriken artıklar çürüyüp hastalıklara sebebiyet verir. Bu tabiattaki insanların bedeblerinde birikmiş fusuli artıkların ishal yoluyla çıkarılması ve vücudun temizlenmesine ihtiyaçları vardır.

Bunun aksi tabiata sahip, etleri yumuşak, gevşek ve mecarileri geniş olan vücutlardan ise buharların ve fuzuli artıkların çıkışı kolay olur ve bu da onlar için doğal temizlenme olur. Bu tip vücutlara ilaçla yüklenmeye gerek yoktur. Eğer bu bedenlerde biraz artık toplanırsa organlarına fazla tesir etmeden onu temizleyeceken hafif müshillerle yetinilmelidir.

Burada açıklananlara binaen, çok ilaç kullanmayı ve ilaç alımını alışkanlık yapmayı tavsiye edip, bunun bedenlerin sıhhatini devam ettiren, bedenlere güç katan, uzun ömürlü olmaya sebep olan, vücudun doğal güçlerinin görevini yapmasını artıran bir şey olduğunu söyleyenlerin görüşlerinin yanlış olduğu söylenmelidir. Eğer onlar doğru bir şekilde düşünseler ve iyice araştırsalardı bu faydaların, tabiata zıt olan ilaçlar yerine tabiata benzeyen gıdalara izafe edileceğini bilirlerdi. Nitekim ihtiyaç olmadığında alınan ilaçlar tabiatı yıkma etkisi yaparken, ihtiyaç olduğunda alınan gıdalar tabiatın temel unsurlarını sağlamlaştıran, güçlerini koruyan etkiler yapar.

Hastalığın Tedavisinde Dayanak Olan Temel Prensip


Hastanın tedavisindeki ilk temel prensibin hastalığın onun zıddı olan bir ilaçla tedavi edilmesi olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla soğuktan kaynaklanan hastalık sıcak, sıcaktan kaynaklanan soğuk, nemden kaynaklanan kuru, kuruluktan kaynaklanan hastalık nemli özelliği olan ilaçla tedavi edilir. Aynı şekilde birkaç sebebin birleşmesinden kaynaklanan hastalıklar da bu yöntemle tedavi edilir. Yani eğer hastalık sıcaklık ve kuruluğun bileşiminden kaynaklanıyorsa, soğuk ve nemli ilaçlarla, sıcaklık ve nemden oluşuyorsa soğuk kuru ilaçlarla tedavi edilir. Bu metot, bedenin dengeli hale gelmesi için uygulanır. Çünkü insan hayatının devamı bu dört asıl maddenin dengeli olması iledir. Bunlardan birisi baskın olur ve diğerlerinin işini aksatırsa, bedenin oluşumu bozulur ve vücutta bu bozulma sabit hale gelir.

www.purneva.com