gül yağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gül yağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

GÜL üzerine bildiklerimiz, bilmediklerimiz...



Ruhsal aydınlanmanın sembolü, Kalp Çakrası, Venüs Gezegeni , Hastalıkların Tedavisinde, Güzellik Bakım ve GÜL

GÜL KOKUSU, Kozmik âlemi, açılan âlemi temsil ediyor. Nebulalar gibi... Rengi de öyle. Sufilikte kalp gözünün, iç gözün açılmasını temsil ediyor. Kalb gibi, âlemler gibi yaprakları kat kat. Gül nasıl açılıyor? Bir merkez etrafında spiral bir oluşum gösteriyor. Bize, merkeze gelmeyi, vahdete gelmeyi gösteriyor. Aroma terapisinde gül kokusu, beyindeki nöron ağlarının güçlendirilmesinde kullanılıyor. Onun için, manevî konuda ilhamlara ve onun yaratımına, maddî âleme taşımaya çalışıyorsan, gül yağını üçüncü gözüne ve burun deliklerine sür, ama saf gül yağı olsun.

Merkezî, dairesel bir yapılanma gösteren gül, her şeyden önce, merkeze ulaşılmış olmayı simgeler.
Merkez, Dış çalışmayla değil, ancak uzun bir 'iç çalışma' (duygularını, düşüncelerini, imajinasyonunu, niyetlerini denetleyebilme vs.) sayesinde edinilebilen bir şuur halini, yani nefsaniyetini yenmiş, kendini her bakımdan denetleyebilen, aydınlanmış, uyanmış insanın şuurunu, kısaca, spirituel aydınlanmayı, varlığın "spirituel tesir "i kendi başına çekip aktarabilecek duruma gelmesini ve bu duruma erişen varlığı simgeler.
Gül hem zaman, hem ebediyet’tir; hem yaşam hem de ölümdür, hem doğurganlık hem de bekarettir.
Gül mükemmelliktir, tamamlanmanın, yaşamın gizeminin, hayatın kalp merkezinin, bilinmeyenin sembolü olup güzellik, zerafet, mutluluk sembolüdür.
Dişil tanrıçaların çiçeği olarak gül; sevginin, hayatın, yaratılışın, doğurganlığın ve insandaki dişil gücün sembolüdür.

Gül, Sufilik’te ruhsal aydınlanmanın ve kalp gözünün açılmasının sembolüdür.

Anne Marie Schimmel’e göre gül, İlahi Cemal’in yüce tecellisi veya maşukun (sevgilinin) yanağının simgesi ve bülbül de can kuşudur. Gül-bülbül ise güller çiçek açtığında dokunaklı bir şekilde ötmeye başlayan kederli bülbülü; özlem çeken ruhu sembolize eder. Başka bir deyişle gül ve bülbül simgeleriyle hissedilen mistik, tasavvufi bir aşk tarif edilmeye çalışılmıştır.
İslam sembolizminde gül peygamberin kanını temsil ederken, Hz. Muhammed’in vahiylerini aldığı zamanlar ortalığın gül koktuğu rivayet edilir.

Bir hadiste “Kırmızı gül Allah’ın Muhabbeti’nden bir parçadır” denilmektedir.

Gülün Sufi literatüründe yer almasının nedeni İlahi Sevgi’yi kucaklayarak yaratılan ve bu yol için bir gerçeği teşkil eden Birlik düşüncesinin gerçekliğini mükemmelen ifade edebilmesi, bunu mümkün gösterebilmesidir.
Gül renklerinin özellikleri neler?
Kırmızı gül; eril enerji olan güneşle, tutku, yaratıcılık, hazlar ile; beyaz gül; ayla sembolize eden dişi enerji ile, masumiyetle örtüşür. Tüm renkleri içinde barındıran siyah gül, egomuzu yenmiş olmayı, sembolik olarak cennetin 7. katını, hakikatin rengini ve aydınlanmış olmayı temsil eder.

Mistik Gül’ün taç yaprakların rengi ve sayısı sembolizmde önemli bir yer tutar; sarı gül “kelime”yi, kırmızı gül “ilahi bilgi”yi, beyaz gül “yol”u, Siyah gül ise “gerçeği” temsil eder.

………………

Mistik merkez, kalp GÜL sembolüyle ilişkilendirilen sembolleridir. Bu sembolleme, insanların KALP ÇAKRASI’nın varlığını ve işlevini bilmeleri ile ilişkilidir.

Aslında Kalp ile vurgulanan da hep Kalp Çakrası ve bu çakranın işlevidir. 
Akıl ve idrak yeteneklerinin merkezi olarak kabul edilen Kalp Çakrası, semavi kalbe bağlayan spiritüel bir güç ve kapsama sahip olarak görüldüğünden ruhsal enerjinin bize sağladığı büyük sezgi gücünün de merkezi konumundadır.

Büyümeyi ve ilerlemeyi hızlandıran bir özelliğe sahip olan Yeşil renk enerjisinin emildiği Kalp Çakrasının Aromaterapide ilişkilendiği KOKU da GÜL’dür. 
Gül yağı, Kalp enerjisini uyarır ve kalp çakrasını açar. 
Tüm çakraların enerjetik beden –aura üzerinde yansımaları vardır. Doğal kokularla enerjetik beden - aura üzerinde etki yaratabilir, uygun yağların kokularıyla kendinize destekçi olabilirsiniz.
Öz yağda denilen bu kokulu yağlar, bitkilerin kendi özünü içerir, limbik sistemi etkiler ve deri tarafından emilirler. 

Kadim dönem medeniyetleri, medikal uygulamalardan kutsal alanların kokulandırılmasına, güzellik uygulamalarından duygusal durum düzenlemeye kadar bir çok konuda öz yağları kullanmıştır. 

………………..

Dişil arketiplerin söz konusu olduğu VENÜS gezegeninin yönettiği, Kalp çakrasının sağlıklı ve dengeli bir enerji ile çalışmasını Venüs Enerjisi sağlar.

Venüs enerjisi, kendini ve başkalarını sevme, şefkat duyma duygusunu yayarken, yüksek benliğimizle ve daha yüksek doğamızla bağlantı kurma noktasıdır.

Kalp çakrası vasıtası ile daha derin varlığımızla gerçekliğe ve içsel amacımıza dokunmayı öğreniriz.

Kalp çakra bize kendimizi sevmemiz gerektiğini öğretir. Eğer biz kendimizi sevmiyorsak başkalarının bizi sevmesini bekleyemeyiz. 

Dışarıya yaydığımız bize geri dönecektir. Ancak kendimizi sevip takdir edersek, aynı şekilde bizi destekleyip, sevecek ve takdir edecek olayları ve insanları çekebiliriz.
Eğer kendimize karşı sevgimiz yoksa bu sefer başkalarından bunu talep eder, boşluklarımızı doldurmalarını isteriz. Kendimizi sevdiğimizde ise, sevgi bizden diğerlerine akar ve çevremize böyle insanları çekeriz.

………………..

14. yy’dan itibaren tıp kitaplarında geçen gülün ;

- Hastalıkların tedavisi için ilaç olarak tıp alanında

- Güzel kokusu ile aromaterapide ,

- Güzellik reçetelerinde yer alarak kozmetik alanında

kullanıldığını görüyoruz.
Osmanlı tıbbında gül “soğutucu” etkisi esas alınarak tedavide kullanılmıştır. Gül, “birinci derecede soğuk” ve “üçüncü derecede kuru” nitelikleriyle, ilaç yapımında kullanılmıştır.

Göz hastalıklarını tedavi konusunda, tıp kitaplarında en başta gelen reçeteler; gözler, göz altları, göz kapağı ve çevresindeki şişlikler için kuru gül ile hazırlanan ilaçlardır.

Göz etrafındaki şişlikler ve ağrılar için; Bir tutam kuru gül kahve cezvesi içinde yeterince su ile haşlanır, soğutulur. Ilık halde iken bir bezle veya gül yaprakları ile beraber göz kapaklarına pansuman yapılır.  

Gülle hazırlanan ilaçların içinde en çok kullanılanı GÜL SUYUdur.

İbni Sina gül suyunun serinletici etkisinden dolayı baştaki hastalıklarda ve beyinde, çeşitli nedenlerden doğan ateşli hastalıklar için çok etkili olduğunu yazar. 
Gül suyunun kaynatılarak buharına başın tutulması sarhoşluğu ve baş ağrısını geçirdiği geleneksel tıp kitaplarında yer almaktadır.
GÜL YAĞInın çok faydalı bir ilaç olduğu eski tıpta tekrar edilen bilgilerdendir. Cilt hastalıklarında, baş ağrılarında, beyni güçlendirici olarak, vücuttaki ağrı ve sızılarda özellikle tavsiye edilir.
İbni Sina ikinci kitabının yağlar bölümünde gül yağının faydasını; “Gül yağı beynin iltihaplanmasına başlangıcında ve sonrasında etkilidir, beynin gücünü çoğaltır ve anlayış gücünü artırır, belleği güçlendirir” demektedir. 
GÜL SİRKESİ, eski tıpta ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak kullanılan kıymetli bir ilaçtı. Küçük çocukların yüksek ateşini düşürmek için gül sirkesi vücudu silmek etkili bir doğal ilaçtır. 
Gül sirkesinin cilde faydaları;

Cam bir tonik şişesi edinin. Cam şişenin yarısına maden suyu doldurun. Şişenin kalanını da gül sirkesi ile doldurun. Bu doğal cilt toniğini her gün yüzünüze uygulayın. Yüzünüzdeki farkı kısa sürede aynada göreceksiniz. Gül sirkesi, cildi besler. Parlatır. Güneş lekelerinin, çillerin ve sivilce izlerinin geçmesini sağlar. Gül sirkesi, cildi nemlendirir. Gözenekleri sıkılaştırır. Yüzünüze gerginlik ve berraklık katar.

Zayıflamak için gül sirkesinden faydalanın;

Doğal gül sirkesini her sabah içerek zayıflayabilirsiniz. Her sabah uyanır uyanmaz 1 su bardağı suya 1 yemek kaşığı gül sirkesi koyun. Aç karnına için. Bu işlemi her sabah tekrarlayın. Gül sirkesi metabolizma hızınızı yükseltecek. Vücudunuzun yağ yakım hızı artacak. Böylece eğer diyet yapıyorsanız kısa sürede diyetin faydalarını görebileceksiniz. Daha kolay ve hızlı zayıflama gül sirkesi ile mümkün. 
Gül sirkesi gargara yapmak için, göze damlatmak için ve dahilen günde 3-4 defa 1 tatlı kaşığı alınarak kullanılabilir.

Tamamlayıcı tıbbın önemli bir parçası olan aromaterapide gül özel bir yere sahiptir.

Gül yağının içinde bulunan feniletanol rahatlatıcı, uyku verici etkiye sahiptir.
Rahatlatıcı etkisi depresyon tedavisinde destekleyici olarak kullanılır. Ruhsal sıkıntı kaynaklı ağrılarda, üzüntü, teselli gerektiren gerilimlerde etkilidir. Doğum sırasında psikolojik etkisi ile doğumun kolay geçmesini sağlar.
Gül yağı alerjiye neden olmayan, doğrudan cilde sürülebilen nadir uçucu yağlardandır.
Aromaterapistler gül yağını kuvvetli bir mikrop giderici olması sebebiyle, her türlü kuru ve problemli ciltler, alerjik ciltler, egzema, yeni doku oluşumu ile yaraların kapanması durumlarında tavsiye ediyorlar. 
Gül yağı ayrıca mide ve karaciğer problemlerinde temizleyici, iltihap giderici, spazm çözücü, kalp ve ince bağırsak fonksiyonlarını düzenleyicidir. Adet düzensizliklerinde kullanılır.

……………….

Gülün, Grekçe “kosmetikos” sözcüğünden türeyen “kozmetik” alanında kullanılmasına dair ilk ipuçlarını I. yy.’da yaşayan Galen’in “Lokal kullanılan reçeteler” isimli kitabında görüyoruz.
Temizleyici olarak kaliteli bir gül suyu hiçbir güzellik ürünü ile kıyas edilemez! 
Makyaj temizlemek için en doğal, en zararsız, üstelik en faydalı ürün gül suyudur. Hafif makyajda gül suyu yüzü tamamen temizler. Yoğun makyaj temizliğinde ise, gül suyu gliserin ile takviye edilir. Yarım su bardağı gül suyuna bir büyük yemek kaşığı gliserin ilave edin ve çalkalayın. Mükemmel bir yüz temizleyiciniz hazır. Cildinize dost, üstelik onarıcı ve gençleştirici. 
Yüz temizliğinden sonra tonik kullanma alışkanlığınız varsa gül suyu harika bir toniktir. Çünkü içeriğindeki maddeler cildi toparlar, gerginleştirir, temizleyici ve antiseptiktir.
Gül suyu tonik yeterli gelmezse, yeşil çay gül suyu karışımı tonik kullanabilirsiniz. Büzücü etkisi, antioksidan ve faydalı maddeler içerir.
Tarif; 1 yemek kaşığı yeşil çayı 1 çay bardağı su ile hafifçe haşlayın. Demlenmeye bırakın, soğuyunca süzün. Bir kahve fincanı yeşil çay üzerine bir çay bardağı gülsuyu koyup çalkalayın, eğer hafif serinlik etkisi tercih ederseniz karışıma 1 tatlı kaşığı alkol ekleyebilirsiniz.
Gül yağı kırışık giderici özelliği, cildi parlatması sebebiyle, tarihin her döneminde “güzellik iksiri” olarak tabir edilmiş. 
Gülden yapılan güzellik kremini ilk kez, I. Yy’da yaşayan ünlü hekim Galen Roma sarayının güzel hanımları için hazırlamış ve beyaz renkli deriyi yumuşatan kremleri tanıyan hanımlar bir daha bundan vazgeçememişler.

Gül kremi özellikle havası kuru veya güneşli beldelerde yaşayan, deniz, kum deryasına dalan hanımlar için idealdir. Egzos gazlarıyla dolu büyük şehirlerin, modern iş kadınları için ise vazgeçilmezdir. Sabahları yüzünüze ince bir tabaka sürün ve makyaj hünerinizi onun üzerinde gösterin.

Ayrıca gül kreminden önce, yüzünüzü yıkamak için gül sabununu deneyin. 

Bu bölüm, Prof. Dr. Ayten Altıntaş – Gül ilaçların en güzeli kitabından derleme..



……………

GÜL üzerine bütün ürünlerimize linki tıklayarak ulaşabilirsiniz; 

www.purneva.com

1 Mayıs 2014 Perşembe

Kokular ve İnsan Frekanslarına Etkileri, Beş Manevi Koku





Kokular, tıpkı sesler ve renkler skalasına benzeyen bir dizi frekanstan ibarettir. Beynimiz, beş duyunun verileri dahil, herşeyi frekanslar halinde algılar, çiçeğin kokusu, metalin sertliği, rengin maviliği gibi her algı, frekansların beyin tarafından koklama, görme gibi duyulara dönüştürülmüş halidir.
Her kokunun saniyedeki titreşim sayısı bize farklılıkları verir, sümbülü veya papatyayı  düşündüğümüzde, koku frekansını anımsayabiliyoruz. DNA, çeşitli frekanslar yayınladığı için, böyle bir foton alışverişi, canlıların içte ve dışta, bu anlamda etkileşimlerini ortaya koyar.
Canlıların sahip olduğu frekans seviyeleri, megahertz (MHz) olarak ölçülebiliyor. Tabi hepimiz, bu titreşimlerle tesir alışverişi yapabiliyoruz. Yiyecekler, içecekler belli biyofrekanslarla ölçümlenirken, koku ve esanslar, insan bedenindeki frekanslar üzerinde önemli etkilere neden olabiliyor.
Normal bir kişi 62 ile 72 MHz civarında bir frekans aralığında titreşiyor. Beynimiz normalde 72-90 MHz ile titreşirken, sağlığın tehdit altında oluşu 58 MHz’de, Kanser türü tablolar 42 MHz ile ölüme yaklaşma anları ise, 25 MHz ile belirlenebiliyor.
Esans yağlarının 52-320 MHz aralığında değişen frekanslarına örnek vermek gerekirse;  Lavanta 118, Nane 78, Melissa 102, Gül 320, Ardıç 98, Alman papatyası 105 MHz.
Bazı deneyler eşliğinde, esansların, kokuların, tütsülerin, içki, yiyecek, kahve gibi maddelerin frekanslarımızı düşürdüğü ya da yükselttiği tespit edilmiş. 69 MHz vücut frekansına sahip olan bir insan, sıcak bir çayı eline alır almaz, beden frekansı değişir, çayı içtiğinde 61 MHz’e iner, uçucu bir esansı koklar ve frekansı  68 MHz’e çıkar.
Negatif düşünce, insanın frekansını 10 birim düşürür, güzel olan düşünceler ise, 10 birim daha yükseğe taşır. Dua ve konsantrasyon çalışmaları oldukça yarar sağlayıp, 15 MHz’lik bir artışa yol açar.
Özellikle gül koklamak, gülsuyu ve gül esansı kullanmak büyük ölçüde frekans arttırarak, fiziksel gücü sağlıyor, nöronların iletimini güçlendiriyor, zira gülün frekansı çok yüksek.  Hz. Muhammed’in (S.A.V) saf gül kokusu, kalp nurunu, temizliği, iç alemin nice sırlarını işaret eder.
Yuhanna 12:3-8 kısmında, Meryem’in yarım litre kadar saf hint sümbülünden yapılmış değerli bir yağı Hz.İsa’nın ayaklarına döktüğü yazar. İsa, Yahuda’ya, “Meryem’e ne yapması gerektiğini söyleme. Bırak da, hoş kokulu yağı, benim gömüleceğim gün için saklasın” der.
Tevrat’ta ise, Özdeyişler.Bölüm 27: 9′da, 1 Davut oğlu İsrail Kralı Süleyman’ın özdeyişlerinde; ”Güzel koku ve buhur canı ferahlatır” sözü, bir diğer anlamda, bu tür bir kokunun frekansımızı yükseltmekteki aracılığına örnek sayılabilir.
Düşük titreşimli kokuların 70 MHz altında oldukları biliniyor, bunların da ruhsal dengeye yardımcı olabildikleri düşünülmüş.
Tabi bu frekans dizinleri içinde varsayılan somutluk ise, illüzyonun kendisidir, herşey atom altı parçacıkların frekansları ile verilerini yayar.
BEYAZ KOKU
Her kokunun tıbbi bileşenleri ayrı, kimi masumiyeti ve huzuru getirir, uzaktan bile, gizli etkisini gösterir, insanın temel doğasına etkir. Geçen yıl, bilim adamları 86 kokunun bileşiklerini aynı yoğunlukta damıtmıştı, daha sonra, farklı bileşiklerden, değişik karışımlar oluşturulmuş, en çok 43 adet olmak üzere, kokulardaki bileşik sayısı arttırıldığında , karışımlardaki kokuların birbirlerine benzerliğinin yoğunlaştığının saptanması ile ‘beyaz koku’ oluşturulmuştu. Bu türde bir beyaz koku, 30 ve daha fazla eşit yoğunluktaki bileşenden oluşuyor.
GÜZEL KOKU VE ŞUUR
Keyfi etkileyen bir duyu ile güzel koku, sıklıkla zihni açıyor ve iyi çalıştırıyor. Beyindeki olumlu çağrışımları hızlandırıp, hafızayı etkiliyor. Felsefi bir simya ilkesi ile, aromaterapi bağlantısı da kurulabilir. Belli kokuların kombinasyonları, mutlaka duygusal ve ahlaki yönde bile, karakterlere ayrı ayrı faydalı ve tedavi edici fiziksel etkiler taşır. Örneğin tütsü kullanımı, meditasyon sırasında bilinci yükseltmeyi kolaylaştıran bir uygulamadır. Farklı kokular ve uçucu yağların, insan bilinci üzerinde farklı yararlı etkilere sahip olduğunu biliyoruz.
Japon bilim adamları,  yasemin kokusunun, hızlı ve kalıcı öğrenmeyi sağladığını bulmuşlar.
Kokular, şuurumuza etkirken, bazen de garip davranışlara ve hislere neden olabilirler, parfümler hayal gücünü coşturabilir, çekiciliği arttırabilir. Mistik manada, kutsal ritüellerde toplantılarda kullanılan koku ve tütsüler değişik şuur durumlarını tetikleyebilir. Diğer yandan, bazı varlıkları cezbedici etkileri bulunan kokular, ikram edilen aromalar da gizemcilikte önem kazanır.
KISACA KOKU, VARLIKLAR VE İKRAM
Koku bir latife halindedir, ulvi alemlerin ve görevli meleklerin, ya da, müekkillerin, ulvi ya da sufli olsalar da, kendilerine özgü koku çemberleri bulunur. Duygu ve düşüncelerin de kendi kokuları  bulunur.
Kozmik anlamda melekler veya başka güç alanlarına ilişkin varlıkların kodları, bir kokunun frekansına kayıtlanmış olabilir, böylece bilinçaltı, onun enerjisi ie bağlantı kurmayı kesintiye uğramadan sürdürebilir. Davetlerde celp anında koku duyulur, ikram edilen koku ile, davet edilen görevlinin koku çemberinin, benzer frekansta olması esas alınır. Bunlar ruhani armağan veya bir tür adsorbe edilecek besin, bir tür  yiyecek haline gelebilirler. Her tütsü yakıldığında, her zaman cazibe alanı oluşmaz, ancak amaca uyan işlemler yapılırsa bu mümkün olabilir.
Koku ile cezbedilen değişik enerji alanları bulunur. Örneğin sürekli ayni parfümü kullanan bir bayanın bayılmaları sıklaşır, çare bulunamaz, parfümü bittiğinde, bir süre için alamayınca bayılmaları kesilir, parfümü kullanıldığında yeniden başlaması ile saptanan olgu; bu koku ile cezbedilen bir enerjidir ve bayanın nörolojik faaliyetini de olumsuz etkilemektedir.
AROMATERAPİK BAZI ÖRNEKLER
Okaliptüs: Melankolinin, üzüntü ve endişenin dağılması. Okaliptus yağı için tıklayın >>>
Sandal ağacı: Derin düşünce, hayal gücünü yüksekliği.  Sandal ağacı yağı için tıklayın >>>
Günlük: Olumsuz düşüncelerin, nazar enerjisinin uzaklaştırılması, sükun. Günlük yağı için tıklayın >>>
Gül: Dinginlik, huzur, sevgi.  Gül yağı için tıklayın >>>
Limon: Rahatlama, sinir yatışması.  Limon yağı için tıklayın >>>
Yasemin: Anlayış, kavrama, mistik algı.  Yasemin yağı için tıklayın >>>
Lavanta: Enerji, şifa, arınma. Lavanta yağı için tıklayın >>>
Papatya: Arı, içten duygular, sevinç hissi.  Papatya yağı için tıklayın >>>

BEŞ MANEVİ KOKU
Hui-neng, Zen Budisttir. 638 doğumludur, 713 yılında ölmüştür. Sade yaşam ve onurunun önemini kavrayıp anlatmıştır. Hui-neng, manevi koku metaforunu kullanarak, bilgelik yolunu göstermeye çalışmıştır.
Beş manevi koku:
1) AHLAK kokusunu süren; kötülük, kıskançlık, açgözlülük, nefret, hırsızlık ve saldırganlık taşımaz.
2) DENGE kokusunu süren; Kendi zihninde herhangi bir kesinti olmadan, nesnelerin iyi ve kötü özellikleri görme yeteneği ve istikrar kazanır.
3) BİLGELİK kokusunu süren; hiçbir zaman kendi zihninde tıkanıklık olmadan, her zaman sağduyu ile maddenin doğasını ve doğayı gözlemler, netlik sahibidir, iyilik ve nezaket özelliği taşır.
4) KURTULUŞ kokusunu süren; zihnini nesnelere sabitlemekten kurtarmıştır.
5) SEZGİ VE AÇIK GÖRÜŞ kokusunu süren; sessizlik içinde kendi özgün zihnini tanımayı, aydınlanmayı, uyumu, bencil kişiliğin arınmasını sağlamıştır, gerçek doğasının bilgisine sahiptir.
Bilgi, uygun çaba ile, deneysel adımlarla, uygulamalarla elde edilebilir. Bilgelik yolu uzundur ve dikkat gerektirir.  Sürekli farkındalıkla, beş manevi parfümü koklayarak, bu metaforu kullanan ise, iyi bir yolcudur.
Ferda Ercan Uyulan
Kaynak: http://www.haberlotus.com/




21 Aralık 2013 Cumartesi

Organik Sertifikalı Gül Yağı



Gül yağı kırışık giderici özelliği, cildi parlatması sebebiyle, tarihin her döneminde “güzellik iksiri” olarak tabir edilmiş. 

Gül yağının içinde bulunan feniletanol rahatlatıcı, uyku verici etkiye sahiptir. 

Rahatlatıcı etkisi depresyon tedavisinde destekleyici olarak kullanılır.

Ruhsal sıkıntı kaynaklı ağrılarda, üzüntü, teselli gerektiren gerilimlerde etkilidir.

Doğum sırasında psikolojik etkisi ile doğumun kolay geçmesini sağlar.

Gül yağı alerjiye neden olmayan, doğrudan cilde sürülebilen nadir uçucu yağlardandır.

Aromaterapistler gül yağını kuvvetli bir mikrop giderici olması sebebiyle, her türlü kuru ve problemli ciltler, alerjik ciltler, egzema, yeni doku oluşumu ile yaraların kapanması durumlarında tavsiye ediyorlar.

Gül yağı ayrıca mide ve karaciğer problemlerinde temizleyici, iltihap giderici, spazm çözücü, kalp ve ince bağırsak fonksiyonlarını düzenleyicidir. Adet düzensizliklerinde kullanılır.

Gül yağı aromaterapide, portakal çiçeği, lavanta, yasemin ve sandal uçucu yağları ile uyumlu olup değişik komposizyonlarda kullanılır.


Gül yağı ürünümüz hakkında;

www.purneva.com