Etler, beyaz pirinç, beyaz ekmek, beyaz şeker gibi rafine edilmiş besinler, şekerlemeler, yağlı ve kızartılmış yiyecekler, aşırı protein gibi asidik besinler ve aşırı yemek sonucunda, beden fazla asidik hale gelir ve bir çok hastalık ortaya çıkar. Besinlerimizdeki bütün koruyucu, renk ve tat verici kimyasal maddeler, hava kirliliği, sigara ve alkol kullanımı sistemimize kimyasal zehirler ekler. Bu zehirlli atık ürünlerin bir kısmı böbrekler ve bağırsaklar tarafından veya terleme yoluyla deri tarafından dışarı atılabilir. Fakat birçok zehir hücrelere, organlara, salgı bezlerine, atar damarlara yapışır. Bunlar kan dolaşımının içinde akar; yok edilmeleri daha zordur. Doktorlar hastalıkların temel sebebini dışarıdan gelen şımarık "mikrop"lar olmadığını bedendeki bu şehir birikiminin etken olduğunu kabul ediyorlar. Gerçekten de bakteriler ve virüsler, saflığını kaydederek zayıf düşen bedenimizi daha kolay etkiler. Mikroplar ve virüsler çevremizdeki havada, yediğimiz besinlerde, bedenimizde her an mevcuttur. Ancak sistemimiz onlara çoğalacak şansı verdiğinde karşı koyamayız. Bu nedenle birçok kişinin aynı hastalık mikrobunu taşıdığı halde sadece bazılarının hastalığa "yakalandığı" ileri sürülür. Hastalık, bedenin normal işlevlerini yapmasını engel olan atıklardan, mukus ve zehirlerden temizlenme çabasıdır. Bedenin gerçek sağlığına kavuşması için sadece hastalıktan kurtulmuş olunması yetmez, tüm birikmiş zehirlerden de temizlenmesi gereklidir. Bedenin saf olmadığını ve hastalığa eğilimli olduğunu gösteren ilk belirtiler, sabah burunda ve gırtlakta çok miktarda balgam brikimi, dolu veya "akan" burun, deride soluk renk, sinirlilik, paslanmış dil, kötü soluk, rahatsız edici beden kokusu, baş dönmesi, gaz, baş ağrıları, midede ağırlık hissi, az iştah, kanlanmış gözler, terlemedir. Yukarıdaki belirtilerden herhangi biri görülüyorsa, bunun bedeninizi temizlemeniz gerektiğini gösteren bir uyarı olduğunu bilmelisiniz. Doktorlar uzun süreli iç-zehirlenmenin zihinsel güçlerde azalma, sık sık baş ve sırt ağrısı, görme güçlüğü, aşırı yorgunluk, kaslarda sızlama, kulak çınlaması, kaba öksürük ve tozlara karşı aşırı hassasiyete yol açabileceğini söylemektedir. İç"kir"lenmenin neden olduğu bazı ortak rahatsızlıklar şu şekilde açıklanır; Deri Reaksiyon Kan, deri aracılığıyla zehirleri atmaya çalışır. Bu zehirlerin biriktiği yerlerde yara, çıban ve sivilce oluşur. Gaz Bağırsaklardaki sindirilmemiş besinlerin çürümüş atıkları kokulu gazlar oluşturur ve bu gazlar kısmen kana karışarak daha fazla zehirlenmeye yol açar. Basurların sebebi genellikle gazlardır. Bu gazlar bağırsaklardan yukarı çıkarak karın bölgesine ve mideye de geçebilirler, midede ve bağırsaklarda gerilmelere ve sonuçta geğirmelere neden olurlar. Bunlar ağızda kötü kokulara ve ekşi tada yol açar. Kabızlık Kabızlık, bağırsakların zehirli atık ürünlerle tıkamasıdır ve birçok hastalığın temel nedenidir.bu durumda bağırsağın tüm iç yüzeyi sindirim sıvılarının salgılanmasını azaltan ve sindirim gücünü yavaşlatan yapışkan bir mukus tabakasıyla kaplanır. Buna catarrh denir. Daha fazla atık maddenin eklenmesiyle kalınlaşan ve katılaşan bu tabaka, bağırsak boşluğunu besinlerin geçmesini engelleyecek kadar doldurur. AteşAteş, bedenin kendini temizlemesi için doğal bir yoldur. Beyaz kan hücreleri içerideki zehirlere karşı savaşırken metabolizma hızlanır ve bu nedenle beden ısısı yükselir. Safra ve Böbrek Taşları Bunlar safra kesesinde ve böbreklerde biriktirilmiş kristalize zehirlerdir. Kum taneciği kadar küçük veya safra taşlarındaki gibi kaz yumurtası kadar büyük olabilirler. Siğiller Siğiller, birikmiş atıklar nedeniyle oluşur, el ve ayak dokularında yerleşir. Damar Sertliği ve Yüksek Tansiyon Zehirli atıklar ve yağlı maddeler kan damarlarının iç yüzeyine, özellikle ince kılcal damarlara yapıştığında ve kan akışını engellediğinde kalp kası kanı bu daralmış damarlardan geçirmek için daha çok çalışmak zorunda kalır. Kalp büyür, yüksek tansiyon, kan pıhtılaşması, kalp krizi ve çarpıntı sonuçlarını doğurur. Aynı zamanda böbrekler ve endokrin salgıları da bedeni zehirlerden temizleme çabasıyla kan basıncını artıracak çeşitli kimyasal maddeler salgılar. Yüksek tansiyonun ilk uyarıcı belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, soluk tıkanması, kalp çarpıntısı ve terlemedir. Zihinsel ve Duygusal Rahatsızlık Zehirli atıklarla aşırı yüklenmiş bir beden beyne yeterli oksijen ve enerji gönderemez. Toksik atıklarla doymuş durumda olan beynin düşünme süreci de bozulur. Artrit Eklem yerlerindeki kemiklerin uçları kemiklerdeki sürtünmeyi destekleyen yumuşak bir kıkırdak ile kaplıdır. Bu kıkırdakları yağlayan sıvıda atıklar biriktiği vakit eklemler şişer, eklem uçları katılaşır, sivrilir, kıkırdak kurur ve gevrekleşir. Yavaş yavaş sıvı salgılanması tamamen kurur ve eklemlerin karşılıklı uçlarında artrit olarak adlandırılan bir rahatsızlık ortaya çıkar. Alerji ve Astım Ciğerlerdeki broş tüpleri ağaç kökleri gibidir. Nefes borusundan gittikçe daha ince tüplere dallanır ve küçücük hava keseleri ile biter. Bedendeki aşırı zehirden ve özellikle asidik atıklardan dolayı bu tüpleri kaplayan mukus tabakası tahriş olur ve iltihaplanır. Sonra broş salgıları aşırı aktif hale gelir ve bu tüplerin içinde mukus birikir. Bu zehirli atıkları nötrleştirmek içinde mukus birikir. Bu zehirli atıkları nötrleştirmek için beden histamin enzimi salgılar. Fazla miktarda histamin salgılanması hastada öksürük, aksırık, burun akması, göz sulanması gibi alerjik reaksiyonlara sebep olur. Tahriş edici bir maddeyi solumak da ani alerji ve astım krizine yol açabilir. Alerjik bir reaksiyon, belirli yiyeceklerin alınmasıyla veya böcek ısırması sonucunda meydana gelebilir. Bu tür reaksiyonlar atıkların derinin gözeneklerinden dışarıya çıkma yolu bulmaya çalışmasından ötürü oluşan egzama, sivilce, çıbanlardır. Karaciğer Rahatsızlıkları Karaciğer, bedendeki bütün zehirleri nötrleştiren ve ortadan kaldıran filtre gibidir. Hasta karaciğer kirle tıkanmış bir filtreye benzer. Besinlerdeki yağları tam olarak sindirmek için yeterli safrayı salgılayamaz. Zehirle yüklü safranın kan dolaşımına karışması sarılık hastalığına neden olur; sertleşip taşlaşması ise safra taşlarını oluşturur. Diş Çürümesi Vücuttaki zehirli atıklar diş çürümelerine ve ağız bozukluklarına da sebep olurlar. Bu atıklar diş minesinin yapısını da eritir ve diş içini parçalar. Diş etinin yavaş yavaş dejenere olması sonuçta diş kaybına sebep olur. Kaynak: ailem.com www.purneva.com |
hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Şubat 2015 Cuma
Vücutta Biriken Kimyasallarla Oluşan Hastalıklar
Etiketler:
hastalıklar
,
kimyasallar
,
purneva doğal
28 Ocak 2015 Çarşamba
Hastalıklar bozulan enerji merkezlerinden kaynaklanır
Vücudumuzda 7 enerji merkezi (çakra) bulunmaktadır bunların her biri bir
organı temsil eder. Çakraların kapalı olması temsil ettiği organın bozulmasına
ve orada hastalıkların oluşmasına neden olmaktadır.
1- Birinci çakra (Kök çakra): Kuyruk sokumu üzerindedir. Burada böbrek
üstü bezleri vardır. Böbrek üstü bezleri, her iki böbrek üzerindedir ve beden
sıvılarının kimyasal yapısını kontrol ederler.
2- İkinci çakra (Sakral): Göbek deliğinin altında, karın bölgesindedir.
Burada yumurtalıklar, erbezleri ve prostat bezi vardır. Bu çakra hem cinsel,
hem de yaratıcı enerjiyi kontrol eder.
3- Üçüncü çakra (Solar pleksus–güneş sinir ağı merkezi): Mide
çakrasıdır. Göğüslerin altında göbek deliğinin üzerindedir. Burada mide,
karaciğer, dalak gibi organlar bulunmaktadır. Salgı bezi olarak, midenin hemen
arkasında pankreas vardır. Pankreas insülin salgılar, bu da kan şekeri
düzeyinin dengelenmesinde ve karbonhidratların metabolizmasının kontrolünde
önemli rol oynar.
4- Dördüncü çakra (Kalp çakrası): Göğüslerin ortasındadır. Burada timüs
bezi bulunur. Timüs bezinin çalışması ile bağışıklık sistemi arasında yakın bir
ilişki vardır.
5- Beşinci çakra (Boğaz çakrası): Önde gırtlak çıkıntısından başlayarak
boynun arkasında, omurilik soğanının hemen altında son bulur. Burada tiroit
bezi vardır.
6- Altıncı çakra (Alın çakrası–üçüncü göz): Alın üzerindedir. Burada
hipofiz salgı bezi vardır. Bu bezin işlevi,
büyümeyi ve metabolizmayı kapsayan hormonları salgılamaktır. Bu çakra
hem fiziksel, hem de spiritüel anlamda görme ile doğrudan bağlantılıdır.
7- Yedinci çakra (Taç çakra): Başın üst kısmında bulunmaktadır. Burada
epifiz salgı bezi vardır. İşlevi tıbbi açıdan tam olarak kanıtlanmamış olsa da
büyüme ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Melatonin salgılar.
1- Beyinsel çatışmalardan,
2- Stresten,
3- Kötü düşüncelerden,
4- Psikolojik baskılardan,
5- Affetmemeyi bilmemekten,
6- Ses ve hava kirliği,
8- Kötü beslenme.
Çakralardaki dengesizlerin sebep olduğu sıkıntılar;
1. Çakra; Var olmak için maddi iradeyi temsil eder. Bizi maddi dünyaya
bağlar. Bu çakradaki dengesizlikler, güvenlik ihtiyacı, iyi yiyecek, maddi
sahip olma, tutku, saplantı olarak kendini gösterebilir.
Duygusal direncimiz düşük, her konuda endişeli, kendinde başarma güce
hissedememe gibi duygular yaşayabiliriz.
Yukarı çakralarımız çok gelişmiş ama bu çakramızda problem varsa, baskın
duygumuz, kendini bu dünyaya ait hissedeme, ait olamama hissidir.
Kök çakramıza sedir ve karanfil uçucu yağları ile hazırlanmış
karışımımızdan sürerek, bu karışımı koklayarak, üzerimizde kırmızı bir şey
taşıyarak veya giyerek dengeleyebiliriz.
Renk: Kırmızı Aromaterapi: Sedir ve Karanfil
2. Çakra; Varlığın yaratıcı üremesidir. İlkel duygular, cinsel enerji ve
yaratıcılığın merkezidir. Karşı cinsle olan ilişkilerimiz, kendimiz açma
kapasitemizi belirler.
Bu çakradaki dengesizlik, kendini tensel mesajlara kapatmak, şefkat
eksikliği, yaşamın gözümüze kasvetli görünmesi olarak kendini gösterir.
Sakral çakramızı dengeye sokmak için, 2. çakra için hazırlamış
olduğumuz, ylang-ylang yağı ile sandal ağacı uçucu yağı karışımından oluşan
yağı bu bölgeye uygulamak, karışımı koklamak, üzerimizde turuncu renkli bir şey
bulundurmak, giymek iyi gelecektir.
Renk: Turuncu Aromaterapi: Ylang-ylang ve Sandal Odunu
3. Çakra; Güç merkezimizdir. İnsanlar, maddi dünya ile bağlantı
şeklimizi belirler. Duygusal enerjiyi buradan yayarız. Huzur - iç dengenin
belirleyicisidir.
Bu çakranın dengesiz çalışması, iç huzursuzluğu, kendinin gerçek
değerini bilememe, bazı durumlarda, üzgün, kırgın hissetme, mücadeleden kaçma,
kendini soyutlamak şeklinde kendini gösterir.
Güneş Sinirağı Çakramızı dengelemek için Lavanta, Biberiye ve Bergamot uçucu yağları ile hazırladığımız çakra masaj yağımızla karın bölgemize yapacağımız masaj, bu karışımı koklamak şifalı gelecektir.
Renk : Sarı Aromaterapi: Lavanta, Biberiye, Bergamot
4. Çakra; Kendini adama, nefsini yenmenin, sevgi alma ve sevgi verme
yetimizi belirler. Tüm çakra sisteminin merkezidir. Derin ilişkiyi burada ifade
ederiz. Bu çakradaki dengesizlikler, sevgiyi almakta zorlanma, sevgi
karşılığında takdir bekleme, sevgiye bağımlı olmak, kırılganlık şeklinde
kendini gösterebilir. Kendimizi üzgün ve kederli hissedebiliriz.
Bu çakrayı dengeye getirmek için, gülyağı ile hazırlamış olduğumuz çakra
yağımız ile kalp enerji merkezimize masaj yapmak, bu kokuyu koklamak, % 100 saf
gülsuyu sürmek şifa sağlayacaktır.
Renk: Yeşil ve Pembe Aromaterapi: Gül
5. Çakra; Boğaz enerji merkezimizi dengeler. İfade, iletişim, esin
yeteneğimizi belirler. Kalbimizden gelen sesin, iç yaşamımızın ileticisidir.
Bu çakradaki dengesizlikler duyguları yansıtmakta zorluk, kalbinden
geçeni ağzından çıkaramamak ya da dilimizin, soğuk, kaba, insanlara karşı
kırıcı olmamıza neden olur. Boynumuzu içeri çeker, kendimizi, fazla yükten,
yeni saldırılardan koruruz.
Boğaz çakramızı dengelemek için adaçayı ve okaliptüs ile hazırladığımız
çakra masaj yağımız ile boğaz bölgemizi ovmak, bu karışımı koklamak şifalı
olacaktır.
Renk : Açık Mavi Aromaterapi : Adaçayı ve Okaliptüs
6. Çakra; 3. göz denilen yüksek zihinsel güçlerimizin, entellektüel
kapasite, hafıza ve irademizin merkezidir.
Uyumsuz çalışması durumunda, hayatı akıl ve düşünceyle belirleme, her
şeyi çok fazla detaylı düşünme, düşünce içerisinde kaybolma, zihni durduramamak
gibi hallere sebep olur.
Bu Çakrayı dengeye sokmak için, Nane ve Yasemin uçucu yağları ile
hazırlanmış 3.göz çakra yağımızla iki kaşımızın arasına masaj yapmak, bu
karışımı koklamak, kendimize manevi çalışmalar için zaman ayırmak iyi
gelecektir.
Renk: Koyu Gece Mavisi
Aromaterapi: Nane ve Yasemin Uçucu Yağları
7. Çakra; İlahi güçle birliği burada yaşarız.
Tepe çakradaki uyumsuz çalışma, kendimizi bolluk ve bütünlükten ayrı ve
korku hissetmek şeklinde kendini gösterebilir.
Çok yüksek bir dağın tepesi, gökyüzüne yakın olmak, mor renk, günlük ve
lotus uçucu yağları, 7. çakramızı dengeye getirmenin yoludur.
Renk: Mor Aromaterapi: Günlük ve Lotus Uçucu Yağları
Etiketler:
çakra
,
çakra yağları
,
çakralar
,
enerji merkezleri
,
hastalıklar
,
purneva
,
purneva doğal
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)



