hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2015 Cuma

Vücutta Biriken Kimyasallarla Oluşan Hastalıklar




Etler, beyaz pirinç, beyaz ekmek, beyaz şeker gibi rafine edilmiş besinler, şekerlemeler, yağlı ve kızartılmış yiyecekler, aşırı protein gibi asidik besinler ve aşırı yemek sonucunda, beden fazla asidik hale gelir ve bir çok hastalık ortaya çıkar. Besinlerimizdeki bütün koruyucu, renk ve tat verici kimyasal maddeler, hava kirliliği, sigara ve alkol kullanımı sistemimize kimyasal zehirler ekler. Bu zehirlli atık ürünlerin bir kısmı böbrekler ve bağırsaklar tarafından veya terleme yoluyla deri tarafından dışarı atılabilir. Fakat birçok zehir hücrelere, organlara, salgı bezlerine, atar damarlara yapışır. Bunlar kan dolaşımının içinde akar; yok edilmeleri daha zordur.

Doktorlar hastalıkların temel sebebini dışarıdan gelen şımarık "mikrop"lar olmadığını bedendeki bu şehir birikiminin etken olduğunu kabul ediyorlar. Gerçekten de bakteriler ve virüsler, saflığını kaydederek zayıf düşen bedenimizi daha kolay etkiler. Mikroplar ve virüsler çevremizdeki havada, yediğimiz besinlerde, bedenimizde her an mevcuttur. Ancak sistemimiz onlara çoğalacak şansı verdiğinde karşı koyamayız. Bu nedenle birçok kişinin aynı hastalık mikrobunu taşıdığı halde sadece bazılarının hastalığa "yakalandığı" ileri sürülür.

Hastalık, bedenin normal işlevlerini yapmasını engel olan atıklardan, mukus ve zehirlerden temizlenme çabasıdır. 

Bedenin gerçek sağlığına kavuşması için sadece hastalıktan kurtulmuş olunması yetmez, tüm birikmiş zehirlerden  de temizlenmesi gereklidir.

Bedenin saf olmadığını ve hastalığa eğilimli olduğunu gösteren ilk belirtiler, sabah burunda ve gırtlakta çok miktarda balgam brikimi, dolu veya "akan" burun, deride soluk renk, sinirlilik, paslanmış dil, kötü soluk, rahatsız edici beden kokusu, baş dönmesi, gaz, baş ağrıları, midede ağırlık hissi, az iştah, kanlanmış gözler, terlemedir. 

Yukarıdaki belirtilerden herhangi biri görülüyorsa, bunun bedeninizi temizlemeniz gerektiğini gösteren bir uyarı olduğunu bilmelisiniz. Doktorlar uzun süreli iç-zehirlenmenin zihinsel güçlerde azalma, sık sık baş ve sırt ağrısı, görme güçlüğü, aşırı yorgunluk, kaslarda sızlama, kulak çınlaması, kaba öksürük ve tozlara karşı aşırı hassasiyete yol açabileceğini söylemektedir.

İç"kir"lenmenin neden olduğu bazı ortak rahatsızlıklar şu şekilde açıklanır;

Deri Reaksiyon
Kan, deri aracılığıyla zehirleri atmaya çalışır. Bu zehirlerin biriktiği yerlerde yara, çıban ve sivilce oluşur.


Gaz
Bağırsaklardaki sindirilmemiş besinlerin çürümüş atıkları kokulu gazlar oluşturur ve bu gazlar kısmen kana karışarak daha fazla zehirlenmeye yol açar. Basurların sebebi genellikle gazlardır. Bu gazlar bağırsaklardan yukarı çıkarak karın bölgesine ve mideye de geçebilirler, midede ve bağırsaklarda gerilmelere ve sonuçta geğirmelere neden olurlar. Bunlar ağızda kötü kokulara ve ekşi tada yol açar.


Kabızlık
Kabızlık, bağırsakların zehirli atık ürünlerle tıkamasıdır ve birçok hastalığın temel nedenidir.bu durumda bağırsağın tüm iç yüzeyi sindirim sıvılarının salgılanmasını azaltan ve sindirim gücünü yavaşlatan yapışkan bir mukus tabakasıyla kaplanır. Buna catarrh denir. Daha fazla atık maddenin eklenmesiyle kalınlaşan ve katılaşan bu tabaka, bağırsak boşluğunu besinlerin geçmesini engelleyecek kadar doldurur.

AteşAteş, bedenin kendini temizlemesi için doğal bir yoldur. Beyaz kan hücreleri içerideki zehirlere karşı savaşırken metabolizma hızlanır ve bu nedenle beden ısısı yükselir.


Safra ve Böbrek Taşları
Bunlar safra kesesinde ve böbreklerde biriktirilmiş kristalize zehirlerdir. Kum taneciği kadar küçük veya safra taşlarındaki gibi kaz yumurtası kadar büyük olabilirler.


Siğiller
Siğiller, birikmiş atıklar nedeniyle oluşur, el ve ayak dokularında yerleşir.


Damar Sertliği ve Yüksek Tansiyon
Zehirli atıklar ve yağlı maddeler kan damarlarının iç yüzeyine, özellikle ince kılcal damarlara yapıştığında ve kan akışını engellediğinde kalp kası kanı bu daralmış damarlardan geçirmek için daha çok çalışmak zorunda kalır. Kalp büyür, yüksek tansiyon, kan pıhtılaşması, kalp krizi ve çarpıntı sonuçlarını doğurur. Aynı zamanda böbrekler ve endokrin  salgıları da bedeni zehirlerden temizleme çabasıyla kan basıncını artıracak çeşitli kimyasal maddeler salgılar. Yüksek tansiyonun ilk uyarıcı belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, soluk tıkanması, kalp çarpıntısı ve terlemedir.


Zihinsel ve Duygusal Rahatsızlık
Zehirli atıklarla aşırı yüklenmiş bir beden beyne yeterli oksijen ve enerji gönderemez. Toksik atıklarla doymuş durumda olan beynin düşünme süreci de bozulur.


Artrit
Eklem yerlerindeki kemiklerin uçları kemiklerdeki sürtünmeyi destekleyen yumuşak bir kıkırdak ile kaplıdır. Bu kıkırdakları yağlayan sıvıda atıklar biriktiği vakit eklemler şişer, eklem uçları katılaşır, sivrilir, kıkırdak kurur ve gevrekleşir. Yavaş yavaş sıvı salgılanması tamamen kurur ve eklemlerin karşılıklı uçlarında artrit olarak adlandırılan bir rahatsızlık ortaya çıkar.


Alerji ve Astım
Ciğerlerdeki broş tüpleri ağaç kökleri gibidir. Nefes borusundan gittikçe daha ince tüplere dallanır ve küçücük hava keseleri ile biter. Bedendeki aşırı zehirden ve özellikle asidik atıklardan dolayı bu tüpleri kaplayan mukus tabakası tahriş olur ve iltihaplanır. 


Sonra broş salgıları aşırı aktif hale gelir ve bu tüplerin içinde mukus birikir. Bu zehirli atıkları nötrleştirmek içinde mukus birikir. Bu zehirli atıkları nötrleştirmek için beden histamin enzimi salgılar. Fazla miktarda histamin salgılanması hastada öksürük, aksırık, burun akması, göz sulanması gibi alerjik reaksiyonlara sebep olur.

Tahriş edici bir maddeyi solumak da ani alerji ve astım krizine yol açabilir. Alerjik bir reaksiyon, belirli yiyeceklerin alınmasıyla veya böcek ısırması sonucunda meydana gelebilir. Bu tür reaksiyonlar atıkların derinin gözeneklerinden dışarıya çıkma yolu bulmaya çalışmasından ötürü oluşan egzama, sivilce, çıbanlardır.

Karaciğer Rahatsızlıkları
Karaciğer, bedendeki bütün zehirleri nötrleştiren ve ortadan kaldıran filtre gibidir. Hasta karaciğer kirle tıkanmış bir filtreye benzer. Besinlerdeki yağları tam olarak sindirmek için yeterli safrayı salgılayamaz. Zehirle yüklü safranın kan dolaşımına karışması sarılık hastalığına neden olur; sertleşip taşlaşması ise safra taşlarını oluşturur.


Diş Çürümesi
Vücuttaki zehirli atıklar diş çürümelerine ve ağız bozukluklarına da sebep olurlar. Bu atıklar diş minesinin yapısını da eritir ve diş içini parçalar. Diş etinin yavaş yavaş dejenere olması sonuçta diş kaybına sebep olur.


Kaynak: ailem.com

www.purneva.com

28 Ocak 2015 Çarşamba

Hastalıklar bozulan enerji merkezlerinden kaynaklanır







Vücudumuzda 7 enerji merkezi (çakra) bulunmaktadır bunların her biri bir organı temsil eder. Çakraların kapalı olması temsil ettiği organın bozulmasına ve orada hastalıkların oluşmasına neden olmaktadır.

1- Birinci çakra (Kök çakra): Kuyruk sokumu üzerindedir. Burada böbrek üstü bezleri vardır. Böbrek üstü bezleri, her iki böbrek üzerindedir ve beden sıvılarının kimyasal yapısını kontrol ederler.

2- İkinci çakra (Sakral): Göbek deliğinin altında, karın bölgesindedir. Burada yumurtalıklar, erbezleri ve prostat bezi vardır. Bu çakra hem cinsel, hem de yaratıcı enerjiyi kontrol eder.

3- Üçüncü çakra (Solar pleksus–güneş sinir ağı merkezi): Mide çakrasıdır. Göğüslerin altında göbek deliğinin üzerindedir. Burada mide, karaciğer, dalak gibi organlar bulunmaktadır. Salgı bezi olarak, midenin hemen arkasında pankreas vardır. Pankreas insülin salgılar, bu da kan şekeri düzeyinin dengelenmesinde ve karbonhidratların metabolizmasının kontrolünde önemli rol oynar.

4- Dördüncü çakra (Kalp çakrası): Göğüslerin ortasındadır. Burada timüs bezi bulunur. Timüs bezinin çalışması ile bağışıklık sistemi arasında yakın bir ilişki vardır.

5- Beşinci çakra (Boğaz çakrası): Önde gırtlak çıkıntısından başlayarak boynun arkasında, omurilik soğanının hemen altında son bulur. Burada tiroit bezi vardır.

6- Altıncı çakra (Alın çakrası–üçüncü göz): Alın üzerindedir. Burada hipofiz salgı bezi vardır. Bu bezin işlevi,

büyümeyi ve metabolizmayı kapsayan hormonları salgılamaktır. Bu çakra hem fiziksel, hem de spiritüel anlamda görme ile doğrudan bağlantılıdır.

7- Yedinci çakra (Taç çakra): Başın üst kısmında bulunmaktadır. Burada epifiz salgı bezi vardır. İşlevi tıbbi açıdan tam olarak kanıtlanmamış olsa da büyüme ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Melatonin salgılar.


Çakralar neden kapanır? Çakralarımız şu nedenlerden dolayı kapanabilmektedir:

1- Beyinsel çatışmalardan,
2- Stresten,
3- Kötü düşüncelerden,
4- Psikolojik baskılardan,
5- Affetmemeyi bilmemekten,
6- Ses ve hava kirliği,
8- Kötü beslenme.

Çakralardaki dengesizlerin sebep olduğu sıkıntılar;

1. Çakra; Var olmak için maddi iradeyi temsil eder. Bizi maddi dünyaya bağlar. Bu çakradaki dengesizlikler, güvenlik ihtiyacı, iyi yiyecek, maddi sahip olma, tutku, saplantı olarak kendini gösterebilir.
Duygusal direncimiz düşük, her konuda endişeli, kendinde başarma güce hissedememe gibi duygular yaşayabiliriz.

Yukarı çakralarımız çok gelişmiş ama bu çakramızda problem varsa, baskın duygumuz, kendini bu dünyaya ait hissedeme, ait olamama hissidir.

Kök çakramıza sedir ve karanfil uçucu yağları ile hazırlanmış karışımımızdan sürerek, bu karışımı koklayarak, üzerimizde kırmızı bir şey taşıyarak veya giyerek dengeleyebiliriz.

Renk: Kırmızı Aromaterapi: Sedir ve Karanfil

2. Çakra; Varlığın yaratıcı üremesidir. İlkel duygular, cinsel enerji ve yaratıcılığın merkezidir. Karşı cinsle olan ilişkilerimiz, kendimiz açma kapasitemizi belirler.

Bu çakradaki dengesizlik, kendini tensel mesajlara kapatmak, şefkat eksikliği, yaşamın gözümüze kasvetli görünmesi olarak kendini gösterir.

Sakral çakramızı dengeye sokmak için, 2. çakra için hazırlamış olduğumuz, ylang-ylang yağı ile sandal ağacı uçucu yağı karışımından oluşan yağı bu bölgeye uygulamak, karışımı koklamak, üzerimizde turuncu renkli bir şey bulundurmak, giymek iyi gelecektir.

Renk: Turuncu Aromaterapi: Ylang-ylang ve Sandal Odunu

3. Çakra; Güç merkezimizdir. İnsanlar, maddi dünya ile bağlantı şeklimizi belirler. Duygusal enerjiyi buradan yayarız. Huzur - iç dengenin belirleyicisidir.

Bu çakranın dengesiz çalışması, iç huzursuzluğu, kendinin gerçek değerini bilememe, bazı durumlarda, üzgün, kırgın hissetme, mücadeleden kaçma, kendini soyutlamak şeklinde kendini gösterir.


Güneş Sinirağı Çakramızı dengelemek için Lavanta, Biberiye ve Bergamot uçucu yağları ile hazırladığımız çakra masaj yağımızla karın bölgemize yapacağımız masaj, bu karışımı koklamak şifalı gelecektir.

Renk : Sarı Aromaterapi: Lavanta, Biberiye, Bergamot

4. Çakra; Kendini adama, nefsini yenmenin, sevgi alma ve sevgi verme yetimizi belirler. Tüm çakra sisteminin merkezidir. Derin ilişkiyi burada ifade ederiz. Bu çakradaki dengesizlikler, sevgiyi almakta zorlanma, sevgi karşılığında takdir bekleme, sevgiye bağımlı olmak, kırılganlık şeklinde kendini gösterebilir. Kendimizi üzgün ve kederli hissedebiliriz.

Bu çakrayı dengeye getirmek için, gülyağı ile hazırlamış olduğumuz çakra yağımız ile kalp enerji merkezimize masaj yapmak, bu kokuyu koklamak, % 100 saf gülsuyu sürmek şifa sağlayacaktır.

Renk: Yeşil ve Pembe Aromaterapi: Gül

5. Çakra; Boğaz enerji merkezimizi dengeler. İfade, iletişim, esin yeteneğimizi belirler. Kalbimizden gelen sesin, iç yaşamımızın ileticisidir.

Bu çakradaki dengesizlikler duyguları yansıtmakta zorluk, kalbinden geçeni ağzından çıkaramamak ya da dilimizin, soğuk, kaba, insanlara karşı kırıcı olmamıza neden olur. Boynumuzu içeri çeker, kendimizi, fazla yükten, yeni saldırılardan koruruz.

Boğaz çakramızı dengelemek için adaçayı ve okaliptüs ile hazırladığımız çakra masaj yağımız ile boğaz bölgemizi ovmak, bu karışımı koklamak şifalı olacaktır.

Renk : Açık Mavi Aromaterapi : Adaçayı ve Okaliptüs

6. Çakra; 3. göz denilen yüksek zihinsel güçlerimizin, entellektüel kapasite, hafıza ve irademizin merkezidir.

Uyumsuz çalışması durumunda, hayatı akıl ve düşünceyle belirleme, her şeyi çok fazla detaylı düşünme, düşünce içerisinde kaybolma, zihni durduramamak gibi hallere sebep olur.

Bu Çakrayı dengeye sokmak için, Nane ve Yasemin uçucu yağları ile hazırlanmış 3.göz çakra yağımızla iki kaşımızın arasına masaj yapmak, bu karışımı koklamak, kendimize manevi çalışmalar için zaman ayırmak iyi gelecektir.

Renk: Koyu Gece Mavisi
Aromaterapi: Nane ve Yasemin Uçucu Yağları

7. Çakra; İlahi güçle birliği burada yaşarız.

Tepe çakradaki uyumsuz çalışma, kendimizi bolluk ve bütünlükten ayrı ve korku hissetmek şeklinde kendini gösterebilir.

Çok yüksek bir dağın tepesi, gökyüzüne yakın olmak, mor renk, günlük ve lotus uçucu yağları, 7. çakramızı dengeye getirmenin yoludur.

Renk: Mor Aromaterapi: Günlük ve Lotus Uçucu Yağları